Google AdWords Resmi Blogunda Ropörtajım Yayınlandı

Google AdWords Resmi Blogunda Ropörtajım Yayınlandı

Ropörtaj linki: http://adwords-tr.blogspot.com/2009/03/blogumuzda-bir-konugumuz-var.html

Normalde bu alanda markaların yaptıkları ile ilgili yazılar yazmaktan kaçınıyorum, yazdığım markalar ise bana gerçekten önem veren, değer katan markalar. Böyle markalar herkes için önemli olduğu kadar benim için de önemli.

Bugün Google AdWords resmi blogunda ropörtajım yayınlandı. Bundan dolayı çok mutluyum ama neden bunu yazdığımıda belirtmek istiyorum.

Ben uzun zaman Google AdWords Yardım İngilizce forumlarında oldukça aktiftim, daha sonra Türkiye’de yardım forumu açılınca aktifliğim burada da devam etti. İnsanlara mümkün olduğunca yardımcı olmaya çalıştım, hatta bir çok kişinin Msn, gtalk’ını alıp birebir yardımcı oldum hala da oluyorum. Blogumda yardımcı olmak için AdWords ile ilgili yazılar yayınlıyorum.

Bundan 2-3 ay önce Google İrlanda Türkiye ekibinden Başak Hanımdan mail almıştım, mail’de bana desteğimden ötürü teşekkür etmişti. Çok hoşuma gitmişti böyle bir davranış sonuçta ben sadece paylaşım ve yardım için yapıyordum kimse bir şey demese de paylaşmaya devam edecektim. Sonrasında 1,5 ay önce yine Başak hanım beni telefonla arayarak forumdaki aktifliğim, İngilizce ve Türkçe sitelerimdeki paylaşımlarım konusunda bana yine teşekkür etti. Ve arkasından benle ropörtaj yapma isteklerini dile getirdi. Eğer evet dersem çok mutlu olacaklarını belirtti. Ben de memnuniyetle evet dedim. Ayrıca büyük kibarlık yapıp benden adresimi isteyerek Google İrlanda olarak bu desteğimden dolayı bana bazı hediyeler göndermek istediklerini de eklediler. Ve inanın bunların hepsini benle paylaşırken ne kadar içten ve kibar davrandığını anlatamam. Google’dan değil de çok ufak bir yerden arıyormuş gibiydi. Hemen 2 gün sonra çok şirin hediyelerim geldi. (resimlerini akşam paylaşırım). Ve gerçekten çok mutlu oldum.

Neden bu kadar mutlu olduğuma gelirsek;

-Google açısından yazdığım, paylaştıklarım değerli görülmüştü,
-Beni telefonla arayarak bu düşüncelerini dile getirdiler, bana değer verdiklerini hissettirdiler. (Dediğim gibi yapmayabilirlerdi, ben zaten paylaşımlarıma devam ederdim.)
-Benimle ropörtaj yapmak istediler ve bu Dünya’da çok fazla yaptıkları bir şey olmadığından benim için çok değerliydi.

Kısacası, bir marka onu kullanan insana “sana değer veriyorum” düşüncesini daha iyi iletemez diye düşünüyorum. Bende işte bu yüzden yayınlamak istedim burada.

Teşekkürler Google!
http://adwords-tr.blogspot.com/2009/03/blogumuzda-bir-konugumuz-var.html

İyi Girişen Her Zaman Kazanır

Genelde yazılarımızda girişim olarak hep internet üzerine yapılmış girişimleri veya büyük çaplı girişimleri ele alıyoruz. Aslında yürüdüğümüz her sokak başında kendi işinin başında olan başarılı olabilen veya olamayan bir sürü girişimci mevcut. Bu bir markette olabilir, çorap satan bir mağazada.

Önceki yazılarımın bir tanesinde Beşiktaş çarşının içinde ki bir yerden bahsetmiştim, asıl işi kuruyemiş olan ama çikolatadan tutunda sigara, bisküvi gibi şeyler de satan bir ufak marketten söz etmiştim. O kadar güler yüzlü bir sahibi vardı ki, eğer bakkaldan bir şeyler alacaksam sadece oraya uğruyorum demiştim. Dün yine ordaydım, adına bu sefer dikkatlice baktım, yerin adı; Miş Miş Kuruyemiş idi.

Dün bir şeyler almaya girdiğimde dükkan sahibi yine çok sıcak karşıladı, isteklerimi sordu. Bende isteklerimi alırken kendisine onu ne kadar takdir ettiğimden bahsettim. İnsanları çok iyi karşıladığından ve güzel hizmet verdiğinden bahsettim. (Aslında unuttuğumuz bir değer ama beğendiğimiz şeyleri her zaman yüksek sesle takdir etmeliyiz bence) Teşekkür etti. Ve orayı açmasının üzerinden 11 ay geçtiğinden bahsetti, askerden gelmiş ve bu işe girişmişti, giriştiği zaman 90.000 TL borcu varmış. Şimdi ise borcunu sıfırlamış. Beşiktaştaki esnafların çoğu ona geliyormuş, Tebrik ettim tekrar.

Bana başarısının sırrını 3 cümleyle özetledi;

-Devamlı güleryüz, müşteriyi iyi karşılama, müşteri memnuniyetini en ön planda tutma.( Sakız da alsanız gülerek karşılıyor, en pahalı kuruyemişten alsanız da).

-“Müşteriye çeşit yok diyemezsiniz, bir dersiniz ikincide bulundurmak zorundasınız bende mümkün olduğunca çeşitlerimi bol tutuyorum” .

-Çok Çalışmak.

Şimdi çok uzaklara gitmeyelim bence, ufak bir marketinizde olabilir, kocaman bir dükkanınızda, belki de milyon dolarlık bir girişime sahipsinizdir. Bazı noktalar en aşağıdan en yukarıya kadar hiç değişmez. Bunları yapan kazanır örneğimizde gördüğünüz gibi.

-Müşteri memnuniyeti en önemli gücümüz olmalı,

-Müşterinin isteklerine ana iş konumuz çerçevesinde mümkün olduğunca karşılık vermeliyiz,

-Ve ne olursak olalım bütün bunlar için çok çalışmalıyız.

Ve kolay oluşmayan girişimleri dahada büyütmek için temel kuralları iyi uygulamalıyız.

SEO'yu (Arama Motoru Optimizasyonu) Kimin için Yapıyorsunuz?

Arama Motoru Optimizasyonu, daha fazla bilinen adıyla SEO artık hayatımızın bir parçası olmanın ötesinde internet ile uğraşan herkesin hayatının bütünü olmaya başladı. Bunun nedeni ise çok açık; ücretsiz trafik. 

Malum SEO artık internette (eğer sadece reklama harcayacak milyon dolarlarınız yoksa:)) sitenize daha fazla ziyaretçi çekebilmenin en ücretsiz yolu. Kişisel web sitelerini dışarıda bırakırsak reklam harcaması yapan büyük markaların yegane giriş kapısı Google. Daha çok satış yapmak veya ziyaretçi sağlamak istiyorsanız Google’a kendinizi sevdirmeniz şart, Google’a kendinizi daha iyi tanıtmak ve sevdirmek için ise SEO şart. 

SEO’nun teknik tarafı ve neden bu kadar revaçta olduğu ile ilgili bir kaç yazı yazmıştım. Bu yazımda, yapılan en büyük hatalardan biri olan sadece Google robotu için SEO yapılmasına değineceğim.

SEO şart dedim, öncelikle Google’a kendinizi doğru tanıtamazsanız üstlerde çıkmayı en baştan unutun. Olduğunuz yerde sitenize ekstra olarak hiç bir şey yapmadan robot beni bulsun, tanısın bir de üstlere çıkarsın demeniz pek bir şey ifade etmez. Teknik detaylar mutlaka olmalı ama olmayan bir şeyi varmış gibi göstererek değil. Yani sayfanızı sırf üstte görmek için içeriğinizden alakasız meta’larla sitenizi doldurursanız yine pek şansınız olmaz.

Bu sıralar gerek danışmanlık verdiğim yerlerle olan ilk görüşmelerimde gerekse etraftan duyduğum bazı söylemlerden dolayı bu yazıyı yazmak istedim. Herkeste aynı cümle “Bir tanıdık bir şeyler yapıyormuş, birprogram mı ne yapmış, Google’da üst sırada çıkıyormuş, ben de ondan istiyorum, üste çıkalım da nasıl olduğu önemli değil”. Önce derin ohh çekiyor ve başlıyorum anlatmaya; “Eğer Google’dan ömür boyu ban yemek, sitenizi olmadığı gibi göstererek gelen kişileri kaçırmak gibi bir niyetiniz varsa baştan başlamayalım” diyorum. Ve arama motoru mantığını basitçe anlatıyorum.

Çoğu kişi SEO’yu sırf Google robotu için istiyor ve yapıyor, bu yüzden başlıkta bunu sormak istedim, Kimin için SEO?

Google’un en önem verdiği şeylerden birisi içeriktir hatta en önemlisidir. Biz, yani Google’da arama yapan herkes Google’un müşteridir, nasıl ki şirketimizde müşterimizi memnun etmeye çalışıyorsak Google da zengin kaliteli arama sonuçlarını üstte çıkartarak müşterisine iyi ve kaliteli hizmet doğru içerik sunmaya çalışıyor. Google aradığınız kelime ile alakalı doğru yanıtlar çıkartırsa kimin işine yarar, müşterilerinin yani bizlerin. Peki bu sonuçla bizim sitemizi kimin için düzenliyor olmamız gerekiyor, Google müşterilerine göre. Google müşterisi kim bizim hedef kitlemiz. 

Kısacası sitenizi yaparken müşterilerinizi, yani kullanıcılarını düşünmelisiniz, robotu değil. Siz ne kadar kullanıcılar için faydalı, içerik açısından zengin bir site oluşturursanız Google tarafından üstlere çıkma şansını artırırsınız. Aramalarda üst sıralarda çıkmak sizin ana amacınız olabilir ama sırf bunun için olmadık yollar denerseniz, bir gün Google’dan ceza alarak hiç bir aramada çıkmayabilirsiniz.

Oysa ki sitenizi kendi kullanıcılarınız için SEO kurallarına uyarak düzenlerseniz, önce sitenize gelen kullanıcıları memnun edersiniz arkasından da arama motorlarında çok daha iyi yerlere sahip olursunuz.

Yeni Blogumuz Açıldı-GlocalConsultancy.com

www.GlocalConsultancy.com


Yaklaşık 1 senedir çok sevdiğim bir kaç arkadaşımı ortak blog yazmak konusunda sıkıştırıyordum, fakat yoğunluktan vakit bulup da yapamamıştık. En sonunda vakit bulduk ya da yarattık:) ve ortak blogumuzu yani Glocal Consultancy‘i açmayı başardık. Benim için özel bir site, nedenleri ise;

  • Benimle GlocalConsultancy.com da olacak diğer 3 arkadaşımda  daha önce blog yazmamış ama mutlaka yazmaları gereken kişilerdi.
  • Kendi alanlarında gayet iyi yerlerde çalışıyor, konularında en iyi olmak için mücadele veriyorlardı.
  • Ve en önemlisi hepimiz farklı alanlarda iyiydik. Erinç finansta, Burcu vergi ve denetimde, Onur da ihracat-ithalat kısmında ben ise zaten yazdığım Pazarlama alanında yazılar yazabilirdik.

Bu yüzden biran önce yazılara başlamayı çok istiyordum. Ve yaklaşık 1 ay önce temasıyla birlikte ufaktan yazılar da koymaya başladık. Hedefimiz siteyi olabildiğince güncel tutmak, farklı alanlardan değişik yazıları bir arada tutabilmek. Adımız Glocal Consultancy, her zaman “Think Global Act Local” lafı çok hoşumuza gitmiştir. Burada da amacımız global düşüncelerle yerel işletmelere tavsiyeler vermek, daha iyiyi yapmaları için az da bir şeyler sunmak. Glocal Consultancy benim için özel olduğundan theblognote.com ile farklı yazılar yazacağım orada, ama ilk yazımda olduğu gibi yazılarımın bir kısmı eski sevdiğim yazıların yeni düzenlenmiş halleri olacak. Ama onlar dışında farklı yazılar yazmak ana hedefim. Theblognote.com zaten hiç bitmeyecek bir süreç:) Yazılarımın çoğunluğu burada olacak.

Umarım keyifli vakit geçirilebilecek bir site yaratabilmişizdir, bizler hakkında detaylı bilgiyi http://glocalconsultancy.com/hakkimizda bu linkten alabilirsiniz.