Sayyac.com

Kendi websitelerini yapan bloglarını yazan kişiler olarak bir çoğumuz sitemizle ilgili verileri çok merak ederiz. Eğer bir ölçümleme aracı kullanıyorsak bu araç çoğunlukla google analytics olur.

Daha basit, hesaba girişi kolay olan, siteye girenlerin ip’lerini, sayfa ve kelimeleri kolayca görebileceğimiz siteler de mevcut. Bunlardan bir tanesi de sayyac.com. Extreme tracking’e çok benzeyen bir site olan sayyac, sitenizle ilgili bir çok bilgiyi kolayca bulabileceğiniz bir araç.

Sitenize kod ekleyerek hemen kullanabileceğiniz bu araç bir zaman sonra hastalık yapabiliyor. Nitekim bende de bir sürü analytics aracı kurulu olmasına rağmen, eskiden extreme tracking’e şimdi ise gün içinde defalarca sayyac.com‘a girerek anlık hareketlere bakıyorum.

Siteniz için kolaylıkla kullanabilirsiniz, sanırım daha farklı özellikleri olan paralı versiyonları da mevcut.

Tüketicilere Ürün Deneyimini Yaşatmanın Önemi

Her sene milyonlarca ürün piyasaya çıkıyor. Hepsininde tek bir amacı var, tüketicilerin cebindeki pastadan pay alabilmek. Malum Levent Erden’in Pazarlama Zirvesinde belirttiği gibi artık markalar için rakip kavramı bambaşka bir hal aldı. Televizyon almak ile tatile gitmek de birbirine rakip. Tüketicinin cebinden para kazanmak isteyen herkes bu alanın içerisinde.

Yayına girmiş para kazanmak amaçlı bir websitesi de bir üründür, bir jilet markası da. Piyasayı çok iyi analiz ettiniz, araştırmanızı yaptınız, tüketicilerin tam ihtiyacı olan bir ürünü piyasaya sürüyorsunuz. Ne gibi tanıtma planlarınız olabilir? Reklam, PR vs.

Bunların bütün amacı çıkardığınız ürünün adını, ne işe yaradığını basit cümlelerle tüketicilere anlatmaktır. Bundan sonra sıra üründedir, eğer sizin güvendiğiniz ürününüze tüketiciler de güvenirse gerisi gelir.

Başka Neler Yapılabilir? Bu Süreç Nasıl Hızlandırılabilir?

Ürün Deneyimini Tüketicilere Yaşatmak

Ürününüzü kimseye kullandırmadan olduğunuz yerde beklemek ve ürünüm çok iyi demek çoğu zaman hiç bir işe yaramaz. Çıkarttığınız ürünü eğer hedef kitlenize denetemiyorsanız ürünün patlama yapması için oldukça bekleyeceksiniz demektir.

Ortaya çıkardığınız çalışma bir websitesi olabilir; yaptığınız işe inanıyorsanız, paralı üyeliklerinizi belli sayıda kullanıcınıza hediye etmenin yolunu bulun, denesinler, test etsinler, beğenirlerse bir çoğu paralı üyelikleri bitince tekrar üye olmak isteyeceklerdir. Onlara hediye verdiğiniz için sizin sadık birer marka temsilcileriniz olacaklardır.

İkinci bir seçenek ise, 10 gün bütün üyelerinize paralı üyeliği deneme fırsatı vermenizdir. Bu şekilde de ürününüzün faydalarını bir çok kullanıcıya anlatmış olacaksınız.

En sonuncusu ise bütün üyelerinize belli bir limite kadar kullanımı serbest bırakmanızdır. Bu şekilde de kullanıcılar web sitenizi deneme fırsatını fazlasıyla bulacaklardır.

Bunların hiçbirini yapmazsanız hedef kitleniz hiç bir zaman ürününüzün faydalarını, ne işe yaradığını bilemeyecektir.

İnternette bir çok örneğini görebilirsiniz, dosya depolama hizmeti veren bazı siteler belli bir limite kadar dosya yüklemenizi serbest bırakıp daha sonrası için para istemektedir. SEOmoz da pro üyeliği kimi zaman yaptığı kampanyalar ile 10 gün üyelere ücretsiz olarak açmakta, insanların denemesi için çaba sarfetmektedir. Bu gibi daha bir çok örnek sayabiliriz.

Fiziksel Ürünler

Fiziksel bir üründen bahsediyorsak da aslında durum pek fazla değişmiyor. Bu sefer denettirilen ürün bir çikolata, şampuan, parfüm olabiliyor.

Örnekler üzerinden gidecek olursak,

Gillette tıraş bıçağını ucuza satmakta fakat jiletlerini ise daha pahalıya satmaktadır. Buradaki amaçta kullanıcının uygun bir fiyata tıraş bıçağı ve jiletini alması, beğendikten sonra ise yine jilete ihtiyacı olacağından gidip 5’li bir jilet seti almasıdır. Halbuki tıraş bıçağı pahalı olsa belki de çok fazla kimsenin deneme fırsatı olamayacak.

Yine markaların fikrimuhim.com gibi kanallarla tüketicilere denemeleri için gönderdikleri ürünler o markanın ürününün yayılmasında en büyük etkenlerden birisidir. Marketlerde stantlarda bir çok markanın ürünlerini denettirdiğini de görebilirsiniz.

Buradaki kilit nokta ortaya çıkardığınız şey ne olursa olsun, kullanıcınıza denettirmenin bir yolunu bulmalısınız. İlk hedef olarak para kazanmayı koyarsanız, ürünlerinizi bedava dağıtmanın size zarar ettireceğini düşünürseniz uzun vadeli başarı yakalamanız pek mümkün olmaz.

Reblog this post [with Zemanta]

İyi Girişen Her Zaman Kazanır

Genelde yazılarımızda girişim olarak hep internet üzerine yapılmış girişimleri veya büyük çaplı girişimleri ele alıyoruz. Aslında yürüdüğümüz her sokak başında kendi işinin başında olan başarılı olabilen veya olamayan bir sürü girişimci mevcut. Bu bir markette olabilir, çorap satan bir mağazada.

Önceki yazılarımın bir tanesinde Beşiktaş çarşının içinde ki bir yerden bahsetmiştim, asıl işi kuruyemiş olan ama çikolatadan tutunda sigara, bisküvi gibi şeyler de satan bir ufak marketten söz etmiştim. O kadar güler yüzlü bir sahibi vardı ki, eğer bakkaldan bir şeyler alacaksam sadece oraya uğruyorum demiştim. Dün yine ordaydım, adına bu sefer dikkatlice baktım, yerin adı; Miş Miş Kuruyemiş idi.

Dün bir şeyler almaya girdiğimde dükkan sahibi yine çok sıcak karşıladı, isteklerimi sordu. Bende isteklerimi alırken kendisine onu ne kadar takdir ettiğimden bahsettim. İnsanları çok iyi karşıladığından ve güzel hizmet verdiğinden bahsettim. (Aslında unuttuğumuz bir değer ama beğendiğimiz şeyleri her zaman yüksek sesle takdir etmeliyiz bence) Teşekkür etti. Ve orayı açmasının üzerinden 11 ay geçtiğinden bahsetti, askerden gelmiş ve bu işe girişmişti, giriştiği zaman 90.000 TL borcu varmış. Şimdi ise borcunu sıfırlamış. Beşiktaştaki esnafların çoğu ona geliyormuş, Tebrik ettim tekrar.

Bana başarısının sırrını 3 cümleyle özetledi;

-Devamlı güleryüz, müşteriyi iyi karşılama, müşteri memnuniyetini en ön planda tutma.( Sakız da alsanız gülerek karşılıyor, en pahalı kuruyemişten alsanız da).

-“Müşteriye çeşit yok diyemezsiniz, bir dersiniz ikincide bulundurmak zorundasınız bende mümkün olduğunca çeşitlerimi bol tutuyorum” .

-Çok Çalışmak.

Şimdi çok uzaklara gitmeyelim bence, ufak bir marketinizde olabilir, kocaman bir dükkanınızda, belki de milyon dolarlık bir girişime sahipsinizdir. Bazı noktalar en aşağıdan en yukarıya kadar hiç değişmez. Bunları yapan kazanır örneğimizde gördüğünüz gibi.

-Müşteri memnuniyeti en önemli gücümüz olmalı,

-Müşterinin isteklerine ana iş konumuz çerçevesinde mümkün olduğunca karşılık vermeliyiz,

-Ve ne olursak olalım bütün bunlar için çok çalışmalıyız.

Ve kolay oluşmayan girişimleri dahada büyütmek için temel kuralları iyi uygulamalıyız.

Öylesine Bir Hizmet-Yolculukta İnternete Girmek

Ankara-Eskişehir-İstanbul üçgeninde çok fazla yolculuk yaptığımdan dolayından çok uzun zamandır gitmediğim otobüs firması, tren kalmadı. Yolculukları iyice benimsediğimden yolculuk esnasında çok iyi dinlenebiliyor, vakit geçirmek için kitap, gazete okumaktan, müzik dinlemeye kadar bir çok aktiviteyi yapabiliyor ve sıkılmıyorum.

Tam tarihini bilmemekle birlikte bundan oldukça zaman önce hem otobüs firmaları hem de TCDD yolculuk esnasında internet keyfini yaşamamız için kablosuz internet hizmerini sunmaya başladılar. Buraya kadar her şey mükemmel değil mi? Ortada fark yaratan bir hizmet var, insanların tercih nedeni olmak için yapılmaya başlanan bir çalışma var.

Peki uygulama tarafında yani gerçek hayatta bu hizmet gerçekten de güzelim reklam metinlerinde geçtiği kadar havalı ve güzel uygulanan bir hizmet mi acaba?  Kesinlikle hayır!

Şimdiye kadar çok fazla sayıda Ankara-İstanbul İstanbul-Ankara arası hem trenle hem otobüsle yolculuk yaptım, kablosuz internet olduğundan tercihlerimi o hizmetin verildiği normalden daha pahalı olan araçlardan yana kullandım ama daha bir defa bile internete giremedim! Komik değil mi? her yerde güzel güzel duyurulan bu hizmetten defalarca yolculuk yapmama rağmen bir kere bile yararlanamadım. Her seferinde modemimizde arıza var dendi ve geçiştirildi. Treni zaten geçiyorum:) Rötarsız bile gidemiyorken trende internete girmeyi beklemek istediği kadar vaadleri olsa da mucize olurdu. Her seferinde görevliden sanırım modemimiz bozuk efendim daha bugün bozuldu laflarından sıkıldığımdan artık sormuyorum bile.

Otobüs Resmi

Otobüse gelecek olursak, her seferinde ülkenin en iyi firmalarından Kamil Koç ve Ulusoyun  (Varana bir defa bindim onda da hizmet alamamıştım) rahat seferlerini bu sebeple tercih etmeme rağmen her defasında  valla noldu acaba modeme, bizde anlayamadık kusura bakmayın çalışmıyor,anlayan kimse de yok ama, sizce ne yapalıma kadar giden sohbetler yaşadım. Otobüste modemden anlayan, nasıl çalışacağını bilen, sorun olduğunda ne yapılacağını bilen bir kişi bile yoktu. Kimsenin çok iyi bilmesine gerek yok ama yolculuğa çıkmadan, birisi tarafından kontrol edilebilir, sorun çıktığında ne yapılması gerektiği söylenebilir diye düşünüyorum.

Şimdi bu bütün afişleri süsleyen bizde kablosuz internet var havası iş uygulamaya gelince neden bu kadar havalı olamıyor anlayamıyorum. Laf olsun diye, bizim ekstra bir hizmetimiz var diye gösterilen bu hizmet yok denilse bence çok daha iyi. Verilemeyecek hizmetlerin vaad olarak öne sürülmesine ve verilmediğinde de düzeltilmemesine çok şaşırıyorum. Büyük ihtimal gelen kişi bir defa geliyor zaten Allah bilir bir daha ne zaman biner mantığıyla hiç bir şey yapılmıyor.

Bir sürü sorun olabilir; connect card’lar çekmiyor olabilir (ki daha şehir içinde bile çalışmıyor), modemlerde yolculuk esnasında çekmemek gibi bir sorun olabilir ama böyle bir hizmet sunuyorum deniliyorsa bence hiç bir mazeret kabul edilemez.

Kısacası, önemli olanın vaad edelim de  yapmasakta sorun olmaz, gelen kişi bir daha ne zaman gelir zihniyeti değil, uzun vadeli müşteri deneyimini iyi kılmak olduğunu düşünüyorum. 

Reblog this post [with Zemanta]

Facebook Reklam Sistemini Ne Zaman Oturtabilecek?

Arkadaşlık sitelerindeki reklamın etkinliği ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım, hatta başarılı bir reklam modeli uygulayan LinkedIn hakkında da ve de Facebook ile ilgili de tasarımını neden değiştirdiği konusunda da bir kaç yazım olmuştu.Uygulanan kampanyanın içeriğine ve sitelerin reklamlarına nerede yer verdiğine bağlı olarak reklamın etkinliği değişebiliyor. İnternette vakit geçiren nesil gençleştikçe daha eğlenceli kampanyalar, viral etkisi yaratabilecek çalışmalar çok daha değerli hale geliyor, buna bağlı olarakta geriş dönüş daha yüksek oluyor.

Yani kısaca arkadaşlık sitelerinde bulunan kişilerin dikkatini çekecek bir iş çıkaramıyorsanız, bir şey vaad edemiyorsanız oralarda kampanya yapmanın da pek bir anlamı kalmıyor. Bakınız; Burger King Whopper Sacrifice . Eğlenceli, etkili, viral, konuşturan bir kampanya.Peki bu kampanyayı barındıran facebook sitesi bu kampanyadan ne kazandı? Hiç birşey…Peki hiç para kazandıkları bir kampanya veya bir reklam modelleri var mı? Maalesef yok…Benim eski yazılarıma paralel olarak bugün Ad Age de bir yazı okudum ve hemen bir daha aynı konuyu yazmak istedim.

Facebook, comScore rakamlarına göre aylık 220 milyon tekil ziyaretçi sayısına ulaşmış bir site. Ama hala reklam modelini oturtamamış bir site. Son zamanlarda facebook’un kendi uyguladığı veya facebook üzerinden yapılan kampanyalara bir göz atalım;

-Burger Whopper kampanyası- Facebook Kazancı yok.

-Facebook Connect-Çok güzel bir servis olmasına rağmen reklamları etkin kullanamadıklarından Facebook şu an kazanç sağlayamıyor.

-NewYork Times Obama Hediyesi Kampanyası-Facebook Kazancı yok.

-Sony Pictures-Yorum özelliğini yeni servisleri için kullandılar Facebook kazancı yok.

-Career Builder-Super Bowl reklamlarını facebook’ta test ettiler insanların oylamasına imkan tanıdılar fakat Facebook kazancı yine sıfır.

-Fan Sayfalarının reklamları-Facebook içerisindeki fan sayfalarının reklamlarını devamlı olarak yayınladılar fakat burada da bir kazanç olmadı. 

*Bu yazıma ilham veren yazı AdAge’deki bu yazıdır.

Gördüğünüz gibi facebook kendi reklam modelini oluşturamamışsa da, diğer markalar facebook’un yüksek trafiğinden etkin bir şekilde yararlanabilmişler. Alakasız kişilere alakasız reklamlar çıkarmasıyla ünlü facebook ise yüksek trafiğini paraya çeviremeyerek bana göre şimdiye kadar yüzlerce milyon dolar kaybetmiştir. En son gördüğümde tamamen google reklamlarına dönmüşlerdi. En azından google sayesinde hedefli reklamcılığa bir adım daha yaklaştıklarını düşünüyorum.İnternetin artık bir reklam mecrası olarak görüldüğü her ülkede hem markalar hem de siteler hedefli reklamcılığın önemini gün geçtikçe daha iyi anlıyorlar.

Markalar mesajlarını, reklam verecekleri mecraları ona göre seçiyorlar, hedef kitlelerinin beğenisini göz önünde bulundurarak reklamlarını hazırlıyorlar.Facebook’un bu kadar büyük bir veritabanını ve bu kadar büyük bir trafiği değerlendirmesi için ilk yapması gereken nasıl markalara hedefli reklam alanları sunabilirim, nasıl bir reklam modeli uygulamalıyım diye düşünmesi ve daha fazla para kaybetmeden aksiyon alması gerekmektedir.

facebookmarkzuckerberg.jpg

Peki Ne Yapılabilir?

Bu facebook’un sağladığı bir eklentinin üyeler tarafından eklenmesi ile olabilir. Bu eklenti ile üyelerin hobilerinden, çalıştıkları işlerden, seyahat alışkanlıklarına kadar bir çok bilginin toplanmasıyla facebook tarafından analiz edilebilecek veriler toplanabilir. Bununla birlikte Segmentler oluşturularak, markalara ulaşmak istedikleri hedef kitleler altın tepside sunulabilir. Aksi takdirde bu kadar büyük hacimli bir sitenin reklamdan para kazanması imkansız gibi bir şey.

Şahin Sucukları-Krizde Bir Marka Nasıl Parlar?

Anlatılmaz yaşanır sucuk Şahinse alınır, Anlatılmaz yaşanır pastırma Şahinse alınır, Anlatılmaz yaşanır sucuk Şahinse alınır, anlatılmaz yaşanırrrrr ….

Son 2-3 haftadır kulağımda devamlı bu ses var:) Artık ağzıma takıldı tekerleme gibi söylemeye başladım.  Bahsettiğim markayı çoğumuz biliyordur sanırım, son dönemde yoğun bir reklam harcaması yapan Şahin sucukları. Firmamız Kayserili,uzunca bir süredir piyasada olduğunu biliyorum.

Sucuk, pastırma gibi Kayseri‘nin meşhur yiyeceklerine odaklanmış firmamız reklamlarında da bu iki ürünü hem mesajlarında hem görsel olarak oldukça ön plana çıkartmış.  Slogan arkadan devamlı geliyor, “Anlatılmaz yaşanır sucuk Şahinse alınır” şeklinde, ayrıca reklam çok kısa yaklaşık 5 sn. falan.

Peki acaba Şahin sucukları neden bu yazıma kaynak oluşturdu?

Herkesin dilinde kriz zamanı yatırım yapan firmalar kazanır şeklinde bir söylem devamlı dolaşır. Aynı söylemler bu kriz döneminde de yerini aldı. Şahin sucukları da kriz döneminde sesini çıkaran firmalardan bir tanesi, yoğun reklam faaliyetleri ile kriz zamanı yatırım yapmak deyiminin tam bir örneği.

Şahin Sucukları Resim

Reklam ve Marka Analiz;

Reklam;

-Sloganın devamlı tekrarlanması marka isminin insanların kafasında kazınmasına yol açacağı kesin. Hele ki marka bağımlılığının veya bilinirliliğinin çok yüksek olmadığı sucuk,pastırma alanında alışveriş esnasında tüketicilerin bildikleri markaya yönelmelerini sağlayacak bir slogan olduğu çok açık. Tüketiciler rafa bir göz attı, çoğu markayı bilmiyorlarsa reklamdan anımsadıkları Şahin sucuklarının reklam verdiğinden dolayı kaliteli olduğunu düşünüp satın alma kararlarını ona göre verebilirler.

-Reklamda herhangi  bir farklılık, komik bir şey falan yok. Çoğu görüştüğüm arkadaşımda kötü olduğu konusunda hem fikir. Ama ben burada hedef kitle açısından ve reklamın hedefi açısından düşünüyorum ve kesinlikle başarılı olduğunu söylüyorum. Sonuçta istenen markayı hedef kitlenin aklına kazımak,  50 saniyelik çok yaratıcı bir reklama harcanacak bir para yerine sadece sloganlı 5 sn. den çok daha fazla spot girilecek bir reklam göstermek çok daha mantıklı.

En güzel ve akıllıca tarafı ise reklam fiyatlarının düştüğü, çoğu markanın reklam vermediği bu kriz zamanı sesini yükseltmek. İşte bu yüzden çoğu kişi kriz zamanı yatırım yapan kazanır diyerek konuşmalarına başlıyor. Daha önceki yazımda belirttiğim üzere küçük işletmelerin böyle bir iş için parası yok fakat nispeten daha büyük işletmelerin ellerinde yatırım yapabilecek paraları varken, böyle zamanlarda nakitlerini bu şekilde değerlendirmeleri çok mantıklı bir hamle. Şahin sucukları da bu dönemde ortaya çıkarak tüketicilerin zihninde bir yer edindiler, marka bilinirliği yarattılar. Bundan sonra iş dağıtım kanallarının kuvvetli olmasına ve kalitelerini devam ettirmelerine kalmış.

Satış rakamlarındaki artışı şu an için bilemiyorum ama belki de bir yetkili mail atıp durumu yüzdesel olarak bizimle paylaşabilir.

Not: Aslında bu firmadan biriyle de görüşmek istemiştim daha detaylı bilgi verebilmek için mail attım ama cevap veren olmadı. Sağlık olsun:) Ek bir açıklama gelirse eklerim.

Reblog this post [with Zemanta]

CRM mi? O da Ne?

Öncelikle yazıma bir süredir bloguma yazı yazamadığım için içimin sızım sızım sızladığını belirterek başlamak istiyorum. Yoğunluktan dolayı yazamıyorum fakat bu engeli aşacağımı söyleyerek bir de özür dileyerek yazıma başlıyorum:)

Uzun zamandır sitemde verimsiz CRM kampanyaları, hedefi bile olmayan kampanyalardan sizlere bahsettim durdum. Böyle giderse de sanırım bu yazılarımın arkası hiç bir zaman kesilmeyecek:)

Yapılan her kampanyanın içeriği ne olursa olsun bir maliyeti var. Yani siz müşterilerinize mail atıyorsanız da, sms atıyorsanız da, tv reklamı, banner, outdoor da yapsanız hepsinin az veya çok bir maliyeti var. Bu kampanyalar ne kadar hedefli ve verimli değerlendirilirse o kadar iyi geri dönüş alınabilir ve ona göre de ROI’niz, yani yatırımınızın geri dönüşü yüksek olabilir.

CRM’i ,müşteri ilişkileri yönetimini,  iyileştirmek potansiyel müşterilerinize veya mevcut müşterilerinize uygun iyi kampanyalar sunabilmek günümüzün gerekliklerinden ve geleceğinde olmazsa olmazlarındandır. Yani siz müşterilerinizin hareketlerini doğru takip edip, müşterinize uygun, iyi teklifler sunabiliyorsanızbu süreci iyi yürütüyorsunuz demektir. CEM yani müşteri deneyimleri yönetimi kavramına ise aslında hiç geçmek istemiyorum çünkü ülkemiz için uzak bir kavram şu anda. CEM’e geçebilmek için öncelikle CRM’i iyi kotarabilmek, eksiksiz yapabilmek lazım ki, daha ilerisini yani müşteri deneyimlerini iyi yönetebilmeyi konuşalım.

crm(müşteri ilişkileri yönetimi)

Daha demin Garanti bankasından bir mesaj aldım, hatta 2 tane (Yanlışlıkla 2 defa atılmış). Mesajda Garanti internet bankacılığının süper bir olay olduğundan hemen internet bankacılığını kullanmaya başlamam gerektiğinden ve ne kadar basit şifre alabileceğimden bahsetmiş. Hmmm dedim, çok güzel sağolun düşündüğünüz için diyerek mesajı anında sildim. Peki acaba Garanti bankası bu mesajı yollamadan önce benim hali hazırda internet bankacılığını kullanıp kullanmadığıma bakmış mıydı?

Evet, haklısınız, kesinlikle bakmamıştı. Yaklaşık 1.5 senedir haftada en az 4-5 defa Garanti internet bankacılığını kullanan birisiyim, yani gayet aktif bir kullanıcıyım. Hatta mobil bankacılık bile kullanan birisiyim. Yani maalesef Garanti’nin son 1 ay içerisinde internet bankacılığını kullanmayan veya Garanti internet bankacılığını hiç kullanmamış kişileri bana listele diyen bir sistemi yok. Yani olsa bana mesaj atmazlardı sanırım. Ayrıca mesaj attıkları numaram internet bankacılığı için kullandığım tek kullanımlık şifreleri aldığım numaram.

Peki bu analizi yapmış olsalar ne olurdu?

-Doğru mecrayı kullanarak doğru kişiye giderlerdi.

-Ben eğer doğru kişiysem mesajımı silmemiş belki de aksiyon almış olurdum.

-Toplu mesaj için Turkcell veya Vodafone’a  verdikleri para ceplerinde kalırdı.

Her gün bir sürü bankadan alakasız mesajlar alıyorum, hepsini de ilk gördüğümde siliyorum.

Doğru, etkili CRM kullanımı bu şekilde olmamalı değil mi?

not: Aslında bunu da ekleyecektim ama nasıl unuttum bilemiyorum, Eren sağolsun hatırlattı:) Buradan bütün Beşiktaş halkını hedefleyen sevgili Beşiktaş Büyükşehir Belediyesine de hedefli sms’lerinden dolayı teşekkür etmeliyiz:)  Her gün en az 2-3 sms ile gayet zengin bir belediye olduklarını gösteriyorlar:) Mesajların devamını bekliyoruz, di mi Eren?:)

KA-DER Reklam Kampanyası- Yılın Virali

KA-DER yani Kadın Adayları Destekleme Derneğinin son zamanlarda yaptığı reklam kampanyasını görmeyeniniz kalmamıştır heralde, çoğunlukla billboard’larda, az biraz da Tv’de gördük. Yerel yönetimlerde Kadın Aday azlığına dikkat çekmek isteyen KA-DER üç lideri bir araya getirmiş gibi yaparak, yerel seçimlerde %50 kadın aday olmasını destekliyoruz mesajını verdiklerini varsayarak bir çalışma yapmış. Ve bunu da billboard ve tv reklamı ile duyurmaya çalışmış.

Yazının başlığında yılın virali dedim, çünkü yayınladıkları reklamın çok daha fazlasını WOM ile kazandılar .  İnsanlar birbirlerine bahsetti, yolda görenler şaşırdı bu ne dedi, bu şekilde bir virüs gibi yayıldı. Ve bana göre yılın en iyi viral çalışmalarından biri olmayı hakettiler.

Bir viral de olması gerekenler çoğu vardı, mesela;

-Şaşırtıcı, aynı ortamda üç lideri kol kola görmek neredeyse imkansız.

-Etkileyici, mesaj normalde verilen mesajlardan çok daha farklı, merak ettirici.

-İlgi çekici, bütün bir reklamı gören insanlar bu ne diye şaşırdılar, uyarıyı okuyamanlar oldu, herkes birbirine sordu, internette araştırıldı.

google arama hacmi: Kasım ayı 33.100 diğer aylarda ort. 8.100

-Esas marka yani Kader geri planda kaldı, mesaj öne çıkarıldı, şaşırtma yöntemiyle ilgi çekildi.

Yani bir viral kampanyada olması gereken her şey vardı, bir virüs gibi yayıldı.

İşte meşhur billboardlar;

KA-DER Reklam Kampanyası

http://www.ka-der.org.tr/

2009 Kehanetlerim

Bu sene içerisinde blogumda reklam kampanyaları, bütünleşik pazarlama kampanyaları, internet pazarlaması vs. hakkında değerlendirmeler yapmaya çalıştım. Şimdi ise sizinle 2009 kehanetlerimi paylaşmak istiyorum, tutup tutmayacağına seneye kadar vereceğiz artık:)

-Bu seneki büyük kriz bütün Dünyada şirketleri daha tedbirli davranmaya itti, bu durum 2009’da şirketleri para harcarken daha dikkatli olmaya yönlendirecek. Artık büyük markalardan küçük şirketlere kadar herkes harcadığı bir kuruşun dahi hesabını yapacak. Eskiden, verdikleri reklamların  geri dönüşlerini ölçümlemeye bile tenezzül etmeyen markalar artık ölçüme önem verecek. Hatta ziyaretçilerin belirledikleri hedefe dönüşmesi için reklam verdikleri mecraları etkinliğine göre sıralayacaklar. İnternet, Tv, Gazete farketmeyecek, getirisi olduğunu düşünmedikleri yerleri plandan çıkaracaklar.

-Hedefli reklam verme eğilimi hızla artacak. Markalar daha hedefli reklam verebildiklerinden ve ölçümü daha kolay olduğundan internete yapacakları yatırım miktarı fazlasıyla artacak. Krizin etkilerinin yavaş yavaş geçmeye başlayacağı ilk çeyrekte markalar genel reklam harcamaları konusunda temkinli davranacaklarından bütçelerinde kısıntıya gidecekler.

-Ülkemizde internet reklamcılığına verilen önemin artmasıyla çok daha yaratıcı banner çalışmaları görmemiz mümkün olacak.

-Facebook,youtube gibi sitelerin başarısından dolayı açılan sitelerin sayısında artış devam edecek. Fakat çok site olduğundan aralarında ayakta kalan siteler iş planlarını iyi oturtmuş, belirli reklam modelleri olan ve kullanıcının gerçekten ihtiyacına yönelik veya ihtiyacı kendileri yaratan siteler olacak.

-Sadece belirli ihtiyaçlara odaklanan siteler daha başarılı olacak. twitter, friendfeed, flickr gibi Facebook’un sadece belirli özelliklerini  ayrı ayrı kullanıma açan siteler gittikçe artacak. (twitter’ın “şu an ne yapıyorum”,flickr “resim paylaşma” özelliğini aldığı gibi.)

-Video izleme trendi bitmeyecek fakat özelleşmiş sadece belli bir konudaki videoları gösteren siteler artacak. Uzmanlaşma bu konuda da önemli hale gelecek.

-Sitelere video’lu yorum gönderebilme özelliğinin önümüzdeki sene daha fazla kullanılacağını görebiliriz.

-Hedefli reklamcılığın önümüzdeki sene çok daha etkin olacağını düşünürsek, arama motoru reklamcılığı ve özellikle de google ön planda olacak. Önümüzdeki sene adwords kullanmayan şirket kalmayacak.

-KOBİ’ler özellikle Tv, gazete gibi yerlere reklam veremeyeceklerinden daha uygun ama geri dönüşü olan mecraları tercih edecekler. Broşür dağıtma gibi yöntemler yerini google adwords‘e bırakacak. KOBİ’ler adwords ile ilgili internetten daha çok araştırma yapacaklar. İnternette herkesin kullanabileceği araçların bulunması reklam vermekte yaşadıkları zorluğu yok edecek.

-Google ile birlikte internet daha da kolaylaşacak, herkesin kolayca kullanabileceği basit anlatımlı siteler iyice artacak. Her hangi bir aracı kullanmak için saatlerce araştırma yapmaya gerek kalmayacak.

-E-dergi kullanımının artacağını ve artık e-dergilerin de bir reklam mecrası olarak görülüp, bu dergiler için özel video reklamlar  hazırlatılacağını düşünüyorum. (Geçen sene bir kaç örneğini görmüştüm)

– Dikkatli para harcanması, reklamların geri dönüşünün daha çok ölçümlenmeye başlamasıyla markalar kendilerine maliyeti olmayan reklam modellerini daha çok araştıracaklar. WOM etkisinden faydalanmak için sosyal ağlardaki marka fan gruplarının önemi daha da artacak.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, aklıma geldikçe eklemeye devam edeceğim.

Reblog this post [with Zemanta]

Numara Taşınmasında Vodafone'unun Kaybı Neden Büyük?

Numara taşınması ile ilgili belli sayılar açıklanmaya başlandı, ve ilk 413000 kişide gördük ki en zararlı çıkan operatör Vodafone. 82654 abone kazanmasına karşılık 202662 abone kaybetmiş. Çok büyük fark var rakamlarda, bu demek oluyor ki mutsuz Vodafone aboneleri  Turkcell ve Avea‘ya geçiş yapmışlar.

Önce rakamları bildireyim sonra analize geçelim;

“TURKCELL 219 bin 622 abone kazandı.

AVEA’ya 110 bin 727 abone taşındı.

VODAFONE’a gelen abone sayısı 82 bin 654, çıkan abone ise 202 bin 662 olarak gerçekleşti.”

Marketing Türkiye‘nin haberinde her ne kadar diğer operatörler ne kadar abone kaybetmiş bilinmese de Vodafone’unun en çok yara aldığı bariz ortada.

Vodafone tam numara taşınmasının olduğu gün çok önemli bir kampanyası olan 3500 dakika bedava görüşme kampanyasını sonlandırdı. Bu kampanyaya ben de dahildim hatta Vodafone şubesine gittiğimde bu kampanya bitti dediklerinde şaka yapıyorsunuz sanırım, numara taşınabilirliği başladı nasıl yaparsınız demiştim. Peki yerine ne var dediğimde hiç bir şey yok cevabını alınca yok dedim Vodafone kesin çıldırmış olmalı.

Turkcell gibi bir firma bile genelde indirim bile yapmamasına rağmen sırf abone kazanabilmek için bedava konuşma veriyorsa, Avea’nın zaten yapmadığı ucuzluk kalmıyorsa  tam bu önemli olayın olduğu gün kampanyayı bitirmek çok acemice bir hata olsa gerek.

Yerine daha sonradan 1 ytl ile sınırsız konuş gibi bir şey başlattılar ki bu da sadece faturalı abonelere idi. Yani daha önceden bir sürü kampanya yapan Vodafone numara taşınması başladığında bir anda sustu. Ve rakipleri konuşmaya başladı, birisi kaliteye geç dedi, diğeri ben en çok konuşturan operatörüm dedi, hiç bir kampanyasını kesmedi. Sonuç? işte ortada Vodafone’unun çok başarısız süreç yönetimi ve bir sürü abone kaybı.

Tabiki başka nedenler de bu geçişe sebeptir ama ülkemizde insanların en çok baktıkları özellik ucuz konuşma, bir de kaliteyi sevdiğimizden dolayı Turkcell’den vazgeçemiyoruz. Tamam Turkcell’den pek konuşmayı sevmiyoruz ama diğer hatları da ucuza konuşmak için ekstradan alıyoruz.

Bakalım zaman gösterecek? Vodafone bu açığını kapatmak için neler yapacak merakla bekliyoruz…

Reblog this post [with Zemanta]