Google Webmaster Araçlarında Yenilikler Var!

Son zamanlarda google webmaster araçlarını inanılmaz şekilde geliştirdi. SEO ile uğraşanların çok işine yarayacak harika özellikler ekledi ve eklemeye de devam ediyor. Aslında sadece SEO ile uğraşanların değil web sitesinin durumunu merak eden herkesin ilgilenmesi gereken datalar var.

google webmaster araçları

Bundan bir önceki değişiklikte sitemizi ziyaret eden kişilerin hangi kelime ile geldiğini (bu analytics’de de var buradaki fark ekstra data sunması), bu kelimede sitemizin kaçıncı sırada çıktığını hatta o kelimenin görüntülenme sayısını bile görebiliyorduk.

Şimdi ise daha 3 gün önce gelen yeni bir özellik ile top pages yani google’dan en çok görüntülenmeyi alan sayfaların detaylarını veriyor. Örneğin, en çok trafik alan sayfalarınızın hangi kelimelerde listelemede olduğunu, hangi sıralar arasında bulunduğunu ve sayfa bazında tıklanma oranını görebiliyorsunuz.

Bununla birlikte kelimeye,ülkeye göre filtreleme olayını da basitleştirmişler.

Peki bu ne işimize yarar?

Öncelikli sitenizde yaşanan trafik değişimlerini daha iyi analiz edebilirsiniz. Örneğin, web site trafiğiniz düştüğünde, kelime aramalarında mı düşüş olmuş, yoksa tıklanma oranınız mı düşmüş bunu rahatça görebilirsiniz.

Yeni gelen özellikle de sayfa bazında hangi kelimelerde nerede çıktığınızı görebilir, sayfanızı ona göre optimize edebilir hatta sitenize yeni içerik eklemeniz için size yol gösterebilir.

Daha fazla bilgi için; http://googlewebmastercentral.blogspot.com/2010/12/webmaster-tools-holiday-update.html

İnternette Kriz Yönetimi

İnternette Kriz Yönetimi

En son yazdığım “İletişim Kanallarını Açık Tutmak” isimli yazıma, sevgili Uğur Özmen’den çok güzel bir yorum geldi. Uğur abi son yıllarda çokca karşılaştığımız marka karalamalarına karşı internette nasıl tavır alınmalı, onun hakkında yazar mısın diye rica etmiş. Öncelikle çok güzel bir konuya değindiği için teşekkür ederek yazıma başıyorum.

LCW, Coca Cola, Danone ve daha bir çok büyük marka hakkında son yıllarda internet üzerinden karalama kampanyaları yapıldı, milyonlarca kişiye e-postalar gönderildi ve bütün bunların sonucunda belki kısa dönemli de olsa markalar zarar gördü. İnternette özellikle dedikodu mahiyetinde haberlerin, büyük markalar hakkında çıkan şehir efsanelerinin yayılma hızları inanılmaz.

Peki bu yayılma süreci nasıl işliyor ve bu süreçlere nasıl müdahele etmeli neler yapmalı?

Bu sürecin başlangıcında muhtelemen birisi bilgisayarının başında sıkılır, veya her hangi bir markadan dolayı canı yanmıştır kendine öylesine bir isim bulur, bir marka hakkında bir efsane uydurur, sonrasında internette gönderdiği kişiler zaten bunu e-posta listelerindeki insanlarla paylaşarak işi iyice büyütür.  Muhtelemen 2-5 gün içerisinde e-posta ilk gönderen kişiye geri döner, o kişi de keyifli keyifli güler:) (Bu senaryo genelde markalar hakkında asılsız iddiaların çok olmasından dolayıdır, bu yüzden bu olumsuz durumu ele alıyorum, eğer bu e-postadaki iddia gerçekse ve kanıtlanabiliyorsa markanın kabul etmek ve pazar payı kaybını kabullenmek dışında yapacağı fazla bir şey yoktur)

Kendisine X markası hakkında e-posta gelen bir kişi son yıllarda bu tarz iddiaların çok olması sebebiyle muhtelemen hemen inanmayacaktır. Ve anında google.com’a girip marka adı+sahtekarlık-böcek-şuna satıldı gibi aramalar ile bilgi edinmek isteyecektir. Yani internet kullanıcısı e-postayı aldığı anda veya haberi duyduğu anda hala yenik sayılmayız. Durum şimdilik eşit. Esas oyun aramadan sonra başlıyor. İşte bu andan sonra neler yapabiliriz hemen bakalım;

-E-posta binlerce kişiye ulaştıktan sonra illa ki birileri internet üzerinde bir foruma veya bloga iftira e-postasını yapıştırırlar. Bu demek oluyor ki, google aramasını yapan kullanıcılar hala iftira haber ile karşılaşıyorlar.

-Öncelikle google alert ile marka ismini, değişik kullanımları ile birlikte takip etmeye hemen başlamalısınız. Google alert’te takip ettiğiniz kelimeleri reader’ınıza da alabilir, takibinizi kolaylaştırabilirsiniz. Her gün mutlaka sizin hakkınızda çıkan haberlere göz atmalı, en ufak haberi gözden kaçırmamalısınız. Eğer bunu yapıyorsanız hakkınızda çıkan iftira haberi çıktığı anda yakalayabilirsiniz. Ve oyunda hala yenik sayılmazsınız.

Şimdi aksiyon zamanı;

-Hemen şirket içinde ilgili departmanları, varsa PR ajansınızı toplayarak hızlı çözüm önerilerini üretmelisiniz. Bu iftiraya karşı kanıtlı bir yanıt olabilir, genel müdürden bir açıklama olabilir. Ama önemli olan hızlı karar alınması.

-Basına gönderilecek yazı hazırlanırken, internette hemen kendi sitenizde bu konuyla ilgili açıklamanızın olduğu bir sayfa hazırlamalısınız. Ama bu sayfa basit olmamalı. Aksine size atılan iftirayı içeren, içinde kanıtlarınızın bulunduğu hatta klasik bir açıklama yazısı değil genel müdürünüz veya üst düzey yöneticilerinizin birinin elinden yazılmış bir yazının bulunduğu zengin içerikli bir sayfa olmalı. İnternette insanların karşılarında görmek istedikleri şey samimiyet öncelikle. Bu sayfa hazırlanırken mutlaka Arama Motoru dostu bir sayfa olmalıdır. Bu konuda bir uzmana danışmak ona göre sayfa hazırlamak en önemli hamlelerden birisidir.

-Sayfa hazırlanması ve yayına alınması çok hızlı bir şekilde yapılmalıdır, çünkü her ertelediğiniz dakika içerisinde google’da sizin hakkınızda binlerce arama yapılıyor olabilir. İnsanlar bilgi almak istiyor, bir açıklama görmek, eğer o markanın müdavimi ise de içini rahatlatmak istiyor. Arama motoru dostu bir sayfa ile sizin hakkınızda yapılacak olası kelime aramalarında en üstte çıkmanız sizi bu oyunda öne geçirir.

-Ama daha da fazla bir şey yapmak lazım, insanlar aramaya devam ediyor, her kelime aramasında sayfamız en tepede olmayabilir. Hemen google adwords ile bir hesap açılmalı ve size atılan iftira hakkında bilgi almak isteyecek kişilerin karşısına içerisinde açıklama sayfanızın bulunduğu bir reklam kampanyası ile çıkılmalıdır.

Google reader ile haberi anında yakaladık, hemen oturup karar aldık, arama motoru dostu sağlam içerikli bir sayfa hazırlayıp yayına aldık, adwords ile de hakkımızda yapılan olası aramalardan kullanıcıları yakaladık. İşin büyük kısmı bitti.

Amacımız hemen aksiyon almak, bilgi almak isteyen insanlara doğru bilgiler sunmak, en tepede yer alarak bizden başka sayfalarda yanlış bilgi almalarını engellemektir.

Eğer bu olay tahminimizden fazla yayıldıysa, elimizde bulunan kullanıcı veritabanına e-posta da gönderebiliriz. Veya bu iş için farklı e-posta veritabanlarını kullanabiliriz (superteklif) . Burdaki önemli noktada e-posta gönderme işini ciddiye alarak profesyonel olarak büyük veritabanlarına e-posta gönderen firmaları tercih etmemizdir. Gönderdiğimiz e-postalar spam’e düşüyorsa göndermenin bir anlamı yoktur.

Açıklama için, eğer şirketimiz için bir blog tutuyorsak, bu alanı da kullanabiliriz. Bu tarz haberlerin yayılma hızı inanılmaz boyutlardadır. Çünkü işin içerisinde bir şehir efsanesi, insanların birbirlerine boşken bahsedebileceği bir olay vardır. Bir marka önlemini ne kadar geç alırsa zararı o kadar büyük olur.

Zaten söz konusu haber yalan ise, kanıtlarıyla yalanlamak, samimi, dürüst olmak hasarı en aza indirecektir. İnternette kullanıcılar ile markalar yakınlaştı dedik, artık kullanıcılar markalardan klasik açıklamalar değil samimiyet bekliyor. Bir de markalara internette bulunabildiğiniz kadar çok bulunun dedik, işte bu noktada daha bir anlamlandı sanki. Sizin hakkınızda haber almak isteyen kullanıcıların google ilk 10 arama sonucunda yanlış haberlerle karşılaşmalarını istemiyorsanız internette çok daha fazla yer edinin.

Bu konu ile ilgili LCW mağazası kendisine atılan iftiradan sonra google adwords reklamlarını kullanmıştı. İlk ağızdan müşterilerini bilgilendirerek işin büyümesini engellemişti. Siz doğru bilgiyi müşterilerinize hemen ulaştırıyorsanız, kişilerin söyleyebilecekleri ikinci bir şeyleri kalmaz. Ama hiç bir şey yapmazsanız sizin hakkınızdaki şehir efsanesi gerçek bir efsane halini alır.

Google AdWords Resmi Blogunda Ropörtajım Yayınlandı

Google AdWords Resmi Blogunda Ropörtajım Yayınlandı

Ropörtaj linki: http://adwords-tr.blogspot.com/2009/03/blogumuzda-bir-konugumuz-var.html

Normalde bu alanda markaların yaptıkları ile ilgili yazılar yazmaktan kaçınıyorum, yazdığım markalar ise bana gerçekten önem veren, değer katan markalar. Böyle markalar herkes için önemli olduğu kadar benim için de önemli.

Bugün Google AdWords resmi blogunda ropörtajım yayınlandı. Bundan dolayı çok mutluyum ama neden bunu yazdığımıda belirtmek istiyorum.

Ben uzun zaman Google AdWords Yardım İngilizce forumlarında oldukça aktiftim, daha sonra Türkiye’de yardım forumu açılınca aktifliğim burada da devam etti. İnsanlara mümkün olduğunca yardımcı olmaya çalıştım, hatta bir çok kişinin Msn, gtalk’ını alıp birebir yardımcı oldum hala da oluyorum. Blogumda yardımcı olmak için AdWords ile ilgili yazılar yayınlıyorum.

Bundan 2-3 ay önce Google İrlanda Türkiye ekibinden Başak Hanımdan mail almıştım, mail’de bana desteğimden ötürü teşekkür etmişti. Çok hoşuma gitmişti böyle bir davranış sonuçta ben sadece paylaşım ve yardım için yapıyordum kimse bir şey demese de paylaşmaya devam edecektim. Sonrasında 1,5 ay önce yine Başak hanım beni telefonla arayarak forumdaki aktifliğim, İngilizce ve Türkçe sitelerimdeki paylaşımlarım konusunda bana yine teşekkür etti. Ve arkasından benle ropörtaj yapma isteklerini dile getirdi. Eğer evet dersem çok mutlu olacaklarını belirtti. Ben de memnuniyetle evet dedim. Ayrıca büyük kibarlık yapıp benden adresimi isteyerek Google İrlanda olarak bu desteğimden dolayı bana bazı hediyeler göndermek istediklerini de eklediler. Ve inanın bunların hepsini benle paylaşırken ne kadar içten ve kibar davrandığını anlatamam. Google’dan değil de çok ufak bir yerden arıyormuş gibiydi. Hemen 2 gün sonra çok şirin hediyelerim geldi. (resimlerini akşam paylaşırım). Ve gerçekten çok mutlu oldum.

Neden bu kadar mutlu olduğuma gelirsek;

-Google açısından yazdığım, paylaştıklarım değerli görülmüştü,
-Beni telefonla arayarak bu düşüncelerini dile getirdiler, bana değer verdiklerini hissettirdiler. (Dediğim gibi yapmayabilirlerdi, ben zaten paylaşımlarıma devam ederdim.)
-Benimle ropörtaj yapmak istediler ve bu Dünya’da çok fazla yaptıkları bir şey olmadığından benim için çok değerliydi.

Kısacası, bir marka onu kullanan insana “sana değer veriyorum” düşüncesini daha iyi iletemez diye düşünüyorum. Bende işte bu yüzden yayınlamak istedim burada.

Teşekkürler Google!
http://adwords-tr.blogspot.com/2009/03/blogumuzda-bir-konugumuz-var.html

Google AdWords Nasıl Etkin Kullanılır? Anahtar Kelimelerde Eşleşme Türleri

Google AdWords Nasıl Etkin Kullanılır? Anahtar Kelimelerde Eşleşme Türleri

En son yazımda AdWords de anahtar kelime seçimini nasıl yapmalıyız, nasıl reklam grupları oluşturmak iyidir, bununla ilgili önerilerimi yapmıştım. Şimdi ise Anahtar kelime seçtikten sonra daha verimli kampanyalar için eşleme türlerini nasıl kullanabiliriz kısaca ondan bahsedeceğim.

Öncelikle Google ekstra tanım yapmadan Google AdWords eğitim merkezindeki tanımlara bir bakalım;

  • Geniş eşleme, tüm anahtar kelimeler için varsayılan ayardır. Anahtar kelimenizle (herhangi bir sırayla veya kombinasyonla) yapılan tüm aramalarda reklamınız görüntülenebilir.
  • Öbek eşleme, kelimelerin tam olarak girildikleri sırayla görünmesi şartını getirerek kapsamınızı daraltır.
  • Tam eşleme, kapsamınızı daha da daraltarak yalnızca anahtar kelimenin önünde, arasında veya arkasında başka hiçbir kelime olmaksızın tam olarak sizin anahtar kelimenizle arama yapıldığında reklamınızı gösterir.
  • Negatif eşleme, ucuz veya ücretsiz gibi reklamınızın görünmesini istemediğiniz arama ifadelerini ortadan kaldırır.

Peki Bu Eşleşme Türlerini Nasıl Kullanabiliriz?

  • Geniş eşleme, Anahtar Kelimelerinizi ilk seçtiğinizde eşleme şekli Geniş Eşlemedir. Örneğin kelimeniz beyaz peynir ise, arasına sağına soluna her tarafına ek kelimeler alarak aranıldığında da reklamınız çıkabilir. Yani beyaz rize peyniri diye de aransa iyi beyaz peynir diye aransa da reklamınız görüntülenir.

  • Öbek eşleme,eğer kelimenizin sırasının bozulmasını, arasına başka bir kelime almasını istemiyorsanız bu seçenek tam size göre. Yani kelimenizi ” ” içinde “beyaz peynir” olarak belirtirseniz sadece aynı sıralamalarda çıkar. otlu beyaz peynir veya beyaz peynir satış şeklinde sağına ve soluna ek alabilir ama ortasına ek almaz.
  • Tam eşleme, kapsamınızı daha da daraltarak yalnızca anahtar kelimenin önünde, arasında veya arkasında başka hiçbir kelime olmaksızın tam olarak sizin anahtar kelimenizle arama yapıldığında reklamınızı gösterir. Kelimenizi  [] işareti içerisinde yani [beyaz peynir ] olarak seçerseniz sadece beyaz peynir aramalarında reklamınız gösterilir.
  • Negatif eşleme, Negatif eşleme ise seçtiğiniz kelimeyle birlikte çıkmasını istemediğiniz kelimeler için geçerlidir. Yani biri ucuz beyaz peynir yazdığında veya bedava beyaz peynir yazdığında çıkmak istemeyebilirsiniz çünkü siz satış yapıyorsunuzdur. Bu durumda istemediğiniz kelimelerin başına – işareti koyarak bu seçimi yapabilirsiniz. -ucuz -kötü -bedava gibi…

Burada uyguladığınız bütün eşleme türleri sizin kampanyanızı daha aktif ve verimli kullanmanızı sağlayacaktır. Yani negatif kelimeleri kullanarak sizinle alakası olmayan normalde bedava ürün arayan tıklamaların gelmesini engelleyerek paranızın boşa gitmesini engelleyebilirsiniz.  Veya tam eşleme seçeneğini kullanarak n70 melodi yazan birinin sitenize gelmesinden ziyade n70 cep telefonunu almak için arayan kişileri sitenize çekebilirsiniz.

Sonuç olarak tüm eşleme türleri için örnekler çoğaltılabilir, iki yazımın da neticesinde dikkat etmeniz gereken hedefli reklam vermektir. Sitenize gelebilecek alakasız tıklamaları eleyebilmek çok önemlidir. Hem bütçenizi korumuş olursunuz hem de az parayla hesabınızı daha etkin yönetmiş olursunuz.

Google AdWords Professional

Google AdWords Nasıl Etkin Kullanılır? Anahtar Kelimeler

Google AdWords  Anahtar Kelime Seçimi

Bir süredir Google AdWords ile ilgili bir şey yazamamıştım ama bu kısma da artık en az haftada bir kere değinmeye karar verdim. Google AdWords‘ün bilinçsiz kullanımıyla çok fazla para, etkin kullanılamadan boşa gidiyor. Google AdWords‘ü hedefe uygun kullanabiliyorsanız o zaman Dünya’nın en etkin mecralarından biridir.

Bugün Anahtar kelime kullanımlarına değinmek istiyorum,

Öncelikle anahtar kelimelerinizi seçerken mutlaka AdWords  Anahtar Kelime Aracını kullanın. https://adwords.google.com/select/KeywordToolExternal bu adresten ulaşabileceğiniz bu araç, size istediğiniz anahtar kelimelere benzer kelimeleri önerir ve seçiminizi genişletmenize yarar. Ayrıca istediğiniz kelimelerin aylık aranma hacminden ve rekabet durumlarından bahsederek seçiminizi kolaylaştırır.

Örneğin cep telefonları satıyorsanız, hangi cep telefonu modeli ne kadar aranmış, insanlar nasıl aramış, bu kelimede rekabet ne düzeyde görebilirsiniz. Bu sayede çok rekabet olan pahalı kelimelerden kaçarak daha az rekabetin olduğu kelimeleri seçebilirsiniz. Bu sayede maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Ayrıca bütün kelimelere bakarak insanların istediğiniz ürünü nasıl aradıklarını görebilirsiniz.

Ayrıca bir kampanya altında oluşturduğunuz  reklam gruplarını nasıl seçtiğiniz konusuda çok önemli. Reklam gruplarınızı spesifik ürünlerden oluşturursanız gruplarınızın etkinliği artar, tıklanma oranınız yükselir dolayısıyla uzun dönemde tıklanma maliyetlerinizde düşüş olur.

Örneğin;

Şarküteri dükkanımız var:) (Klasik örnekler vermeyeceğim:))

Ana Kampanyanız  “Kahvaltılık Ürünler”

Alt Gruplarımız ve anahtar kelimeleri şöyle olmalı;

Reklam Grubu: Peynir Çeşitleri

Anahtar Kelimeleri: peynir, peynir çeşitleri, ezine peynir, tulum peyniri , krem peynir, peynir almak, iyi peynir

gibi olmalı, hatta yazım hataları da düşünülerek penyir gibi kelimelerde eklenmeli. Kontrol açısından 20 yi fazla aşmamalıdır. Bu kadar spesifik olmasının nedeni diğer yandan da reklam metnidir.

Yani 50 kelimeli bir anahtar kelime grubunda  peynirden başka kelimelerde karıştırırsanız örneğin zeytin gibi, reklam metnine de hepsini koymanız gerekir, yoksa zeytin diye yazan kişiye içinde peynir geçen reklam metni gösterirseniz tıklanması için bir neden olmaz.

Mesela diğer grubunuz da Zeytin olsun;

Anahtar kelimeleri de; zeytin,zeytin çeşitleri, siyah zeytin, yeşil zeytin, vs…

gibi kelimelerden oluşmalıdır, burada amaç  aramayı yapan kişilere alakalı metinler göstermektir.

Reklamcılığın ana amacı da doğru hedef kitleye, doğru mesajı vermek değil midir?

Bir dahaki yazımda anahtar kelime seçimlerinde eşleme türlerine ve ne gibi faydaları olacağına değineceğim.

Görüşmek Üzere

Google AdWords Professional

Reblog this post [with Zemanta]

Google AdWords Uzmanlarıyla Chat Yapabildiğiniz Servisi Kaldırdı mı?

Google AdWords içerisinde değişiklikler yaparken bundan 1 ay öncesine kadar takıldığınız yerlerde sağ tarafta bir yazı çıkar ve sizi AdWords uzmanlarıyla chat yapmaya davet ederdi. Oraya tıkladığınız karşınızda AdWords uzmanını bulur, derdinizi anlatır derman bulurdunuz:))

Hatta çok etkili bir yöntem olduğundan ben de çoğu kişiye bunu önermiştim, http://adwords.google.com/support/bin/answer.py?hl=en&answer=17472 AdWords hesap ayarlarını yaparken göremediğiniz zamanlarda linkini verdiğim sayfaya girdiğinizde “Ask a Specialist”yazısını görür ve sağ alt tarafında mutlaka bir AdWords uzmanı ile chat yapma şansını kolayca bulurdunuz.

Bugün bu sayfaya girdiğimde artık böyle bir sayfanın olmadığını gördüm ve şaşırdım. Uygulama çok yenilikçi Google’a yakışan bir uygulama idi ama gelen taleplere yetişemediler de mi kapattılar bilemiyorum.

Teknoloji gelişiyor, müşteriye birebir dokunmak iyice zorlaşıyor özellikle de internet şirketleri için bu daha da zor hale geliyor. Google online chat yöntemi ile müşterilerine bir nevi dokunuyordu, onların sorunlarını çözüp daha mutlu birer tüketici haline gelmelerini sağlıyordu.

Umarım geçici bir şeydir, ve kısa zamanda  bu servisi yeniden yayına alırlar.

2009 Kehanetlerim

Bu sene içerisinde blogumda reklam kampanyaları, bütünleşik pazarlama kampanyaları, internet pazarlaması vs. hakkında değerlendirmeler yapmaya çalıştım. Şimdi ise sizinle 2009 kehanetlerimi paylaşmak istiyorum, tutup tutmayacağına seneye kadar vereceğiz artık:)

-Bu seneki büyük kriz bütün Dünyada şirketleri daha tedbirli davranmaya itti, bu durum 2009’da şirketleri para harcarken daha dikkatli olmaya yönlendirecek. Artık büyük markalardan küçük şirketlere kadar herkes harcadığı bir kuruşun dahi hesabını yapacak. Eskiden, verdikleri reklamların  geri dönüşlerini ölçümlemeye bile tenezzül etmeyen markalar artık ölçüme önem verecek. Hatta ziyaretçilerin belirledikleri hedefe dönüşmesi için reklam verdikleri mecraları etkinliğine göre sıralayacaklar. İnternet, Tv, Gazete farketmeyecek, getirisi olduğunu düşünmedikleri yerleri plandan çıkaracaklar.

-Hedefli reklam verme eğilimi hızla artacak. Markalar daha hedefli reklam verebildiklerinden ve ölçümü daha kolay olduğundan internete yapacakları yatırım miktarı fazlasıyla artacak. Krizin etkilerinin yavaş yavaş geçmeye başlayacağı ilk çeyrekte markalar genel reklam harcamaları konusunda temkinli davranacaklarından bütçelerinde kısıntıya gidecekler.

-Ülkemizde internet reklamcılığına verilen önemin artmasıyla çok daha yaratıcı banner çalışmaları görmemiz mümkün olacak.

-Facebook,youtube gibi sitelerin başarısından dolayı açılan sitelerin sayısında artış devam edecek. Fakat çok site olduğundan aralarında ayakta kalan siteler iş planlarını iyi oturtmuş, belirli reklam modelleri olan ve kullanıcının gerçekten ihtiyacına yönelik veya ihtiyacı kendileri yaratan siteler olacak.

-Sadece belirli ihtiyaçlara odaklanan siteler daha başarılı olacak. twitter, friendfeed, flickr gibi Facebook’un sadece belirli özelliklerini  ayrı ayrı kullanıma açan siteler gittikçe artacak. (twitter’ın “şu an ne yapıyorum”,flickr “resim paylaşma” özelliğini aldığı gibi.)

-Video izleme trendi bitmeyecek fakat özelleşmiş sadece belli bir konudaki videoları gösteren siteler artacak. Uzmanlaşma bu konuda da önemli hale gelecek.

-Sitelere video’lu yorum gönderebilme özelliğinin önümüzdeki sene daha fazla kullanılacağını görebiliriz.

-Hedefli reklamcılığın önümüzdeki sene çok daha etkin olacağını düşünürsek, arama motoru reklamcılığı ve özellikle de google ön planda olacak. Önümüzdeki sene adwords kullanmayan şirket kalmayacak.

-KOBİ’ler özellikle Tv, gazete gibi yerlere reklam veremeyeceklerinden daha uygun ama geri dönüşü olan mecraları tercih edecekler. Broşür dağıtma gibi yöntemler yerini google adwords‘e bırakacak. KOBİ’ler adwords ile ilgili internetten daha çok araştırma yapacaklar. İnternette herkesin kullanabileceği araçların bulunması reklam vermekte yaşadıkları zorluğu yok edecek.

-Google ile birlikte internet daha da kolaylaşacak, herkesin kolayca kullanabileceği basit anlatımlı siteler iyice artacak. Her hangi bir aracı kullanmak için saatlerce araştırma yapmaya gerek kalmayacak.

-E-dergi kullanımının artacağını ve artık e-dergilerin de bir reklam mecrası olarak görülüp, bu dergiler için özel video reklamlar  hazırlatılacağını düşünüyorum. (Geçen sene bir kaç örneğini görmüştüm)

– Dikkatli para harcanması, reklamların geri dönüşünün daha çok ölçümlenmeye başlamasıyla markalar kendilerine maliyeti olmayan reklam modellerini daha çok araştıracaklar. WOM etkisinden faydalanmak için sosyal ağlardaki marka fan gruplarının önemi daha da artacak.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, aklıma geldikçe eklemeye devam edeceğim.

Reblog this post [with Zemanta]

Kriz Zamanı Ürünlerimizi Pazarlasakta mı Satsak, Pazarlamasakta mı Satsak?


Kriz dönemlerinde en büyük sorunlardan birisi de yatırımların kesilmesidir. Firmalar krizden dolayı bütün harcamalarınızı azaltırlar, tabiki bu kesintiden Pazarlama bütçesi en çok nasibini alanlardandır.

 

Pazarlama zirvesinde de en çok konuşulan konulardan biri de buydu, neredeyse bütün konuşmacılar krizde pazarlama bütçenizi kısmayın yatırım yapmaya devam edin, kriz bitince kazanan siz olacaksınız dediler. Hatta Nielsen‘den gelen kişi önceki zamanlardan örnekler vererek kriz zamanı yatırım yapanların sonradan çok kazançlı çıktığını belirtti. Mantık şuydu, kriz zamanı herkes elini ayağını pazarlamadan tanıtımdan çektiği için eğer siz pazarlamaya  yatırım yaparsanız daha çok sesinizi duyurarak  rakiplerinizden çok daha fazla öne geçebilirsinizdi.

 

Büyük şirketlerin krizde olsa her zaman ekstra paraları mevcuttur ve bu söylemden yola çıkarak, kriz dolayısıyla mecraların fiyatlarının da düşebileceğini göz önünde bulundurursak, para yatırmak ve sesini daha çok kişiye duyurmak çok mantıklı. Belki kriz zamanı geri dönüşleri alamazsınız fakat kriz bitince akılda kalan markalardan biri olacağınız garanti.

Şimdi bu konuşulan herşey aslında büyük markalar için geçerli bir durum, şimdi ülkemize dönelim bu kadar güzel anlatılan krizde mutlaka pazarlama yapın  sonra kazanın stratejisinin KOBİ’lerimiz için ne kadar gerçekçi ona bakalım.

Geçen yazımda da insan düşüncelerinin nasıl bir dalgalanmaya yol açtığını belirtmiştim, işçi çıkartılmaları, harcamaların tamamen kesilmesi, harcayan kişilerin de üç kuruşun hesabını yapmak zorunda olduğundan büyük yerlerden daha ucuza ürün almayı tercih ettiğini göz önünde bulundurursak  küçük işletmelerimizin zaten olmayan gelirleriyle pazarlama harcamaları yapmaları beklenemez. Zaten küçük işletme dediğimiz kişilerin en büyük pazarlama aktivitesi kartvizit bastırmak, afiş bröşür gibi yere atılan şeyler bastırmaktan öte gitmiyor. Peki şimdi kriz zamanı yatırım yapın demek dükkanında hiç iş yapamayan işletmelerimiz için ne kadar gerçekçi bilemiyorum. Orta ölçekli işletmelerimiz de biraz daha büyük çalışmalar yapsalar da daha çok afiş bastırmak, sektör dergilerine ilan vermekten öte gidemiyorlar. Yani küçük işletmenin sorununun biraz daha büyüğü orta ölçekli işletme için de geçerli.

 

Peki ne yapsınlar derseniz?

 

Kesinlikle KOBİ’lerin Pazarlama konusunda bilinçlenmelei şart, artık afiş bröşür gibi yerlere giden hiç kimseye ulaşmayan, kartvizit gibi bir kenara atılan çalışmalar yerine çok daha hedef kitlesine odaklanan reklamlar yapmaları şart. Tüketicisinin nerede olduğunu iyi bilmeli, ona göre hareket edilmeli, yaptıkları harcamalarının hepsinin geri dönüşünü sorgulamalı, rakiplerini analiz edebilmeli ve ona göre yatırım yapmalı.

 

KOBİ’lere tavsiyelerim;

 

1-Google AdWords  kullanmalı ama bilinçli kullanmalı, AdWords eğer hedef kitlenizi iyi belirleyebiliyorsanız, kampanyalarınızı bilinçli bir şekilde optimize edip ölçümleyebiliyorsanız en iyi pazarlama araçlarından bir tanesidir. (Fakat Türkiye‘de büyük şirketlerin bile verimli kullanamadığını düşünürsek, küçük işletmeler bu k0nuda iyi bilgi elde etmeden veya bilenlere danışmadan harcama yapmamalı)

2-Sarı Sayfalar kavramı yurtdışı için çok eski bizim için çok yeni bir kavram, Avrupa ve Abd‘da kullanılan basılı ve online sarı sayfalar yani işletmelerin detaylı ve kategorik şekilde bilgilerinin bulunduğu yayınlar çok tutuluyor. Hatta daha yeni okuduğum makalelerde  satış dönme açısından hala en yüksek  orana sahip mecra olarak geçiyor. Martin Lİndström de yazılarından işletmelerin mutlaka sarı sayfalara ilan vermesi gerektiğini belirtiyor. Çünkü insanlar ihtiyaç anında bu yayınlara başvuruyor ve satın alma işlemlerini gerçekleştiriyorlar.

3-Eğer orta ölçekli bir fabrikaya sahip iseniz yani üretim yapıyorsanız, alibaba.com gibi siteleri mutlaka takip etmelisiniz. Oralara senelik üyelik yaptırıp, her gün 2 saatinizi ayırarak ürün satabileceğiniz firmaları kontrol etmeli, hemen iletişime geçmelisiniz.

4-Mutlaka web siteniz olmalı, web sitesine para mı vereceğim diyerek çok kötü bir web sitesine sahip olursanız sizi internetten bulanlar sizden ürün satın almayı hiç bir zaman düşünmeyeceklerdir. İnternette Google da her gün milyonlarca arama yapıldığını düşünürseniz, bu büyük alandan siz de kendinize güzel bir yer oluşturmalısınız.

5-Potansiyel olarak sizden alım yapabilecek firmaların listesini çıkartmalı, düzgün bir veritabanında bu kontak bilgilerini saklayarak doğru kişilerle doğru şekilde iletişime geçebilmelisiniz. Ve hiç bir zaman ilk hedefiniz ürün satmak olmasın. İnsanlar yapmacık hareketlere her zaman tepki verirler. Siz kendinizi firmanızı düzgün anlatın ve devamlı iletişimde kalın. Belki 1 sene ürün almazlar ama iyi ilişkiler kurmanın geri dönüşünü daha sonradan fazlasıyla alırsınız. Ortada Kazan-Kazan durumu oluşmadıkça kimse sizden bir şey almaya yanaşmayacaktır.

6-Küçük işletmelerin en büyük faaliyetleri bröşürler, afişler dedik. Buralara vereceğiniz parayı hesaplayın ve daha neler yapabiliriz onu düşünün. İnsanların yerlere attığı bir çalışmada bulunmak size bir şey kazandırmaz ama belki de afişe vereceğiniz 1000 ytl’yi 10 tane ürününüzde ciddi indirimler yaparak kaybetseniz ve insanları işyerinize çekseniz çok daha fazla şeyler kazanacağınız garanti. Sokağa atacağınız bu parayla insanların sizi denemesi için fırsat verin. Hiç bir yerde olmayan indirim veya promosyon yapın, belki o sattığınız üründen zarar edersiniz ama gelen kişileri memnun ederseniz, bir dahaki ihtiyaçlarında siz akıllarına gelen ilk yer olacaksınızdır.

7-Devamlı güleryüzlü olun, gülmek size bir şey kaybettirmez, zaten herkesin suratı asık dolaştığı günlerde bir tutam gülümseme size çok şey kazandırır.

8-Müşterilerinizi sakın kaçırmayın, eğer belli bir müşteri kitleniz varsa onları elde tutmak için her şeyi yapın. Müşteriyi elinizde tutmak yeni müşteri kazanmaktan çoğu zaman daha zor olabilir. Eğer bir sipariş almışsanız her şey bitmiş gibi davranmayın, unutmayın o alışverişte size gelen müşteriyi memnun etmezseniz bir daha sizi seçmesi için neden kalmaz. Olası gecikmelerde siz arayın müşterinizi, her durumdan haberdar edin. Sonradan yetiştiremiyorum demek size çok pahalıya patlayabilir.

Şimdilik diyeceklerim bunlar, umarım okuyanlar için faydalı olmuştur. Her türlü sorunuz öneriniz için iletişim formundan bana mail atabilirsiniz.

İyi haftasonları….

 

Google Arama Sonuçlarında Yerelleşmeye mi Gidiyor?

Google webmaster tool’u uzun zamandır kullanırım, sitemle ilgili teknik detayları kontrol etmem de bana çok faydası olmuştur. iGoogle‘ımda da ekli olduğundan sık sık bakarım. Ve geçen gün bir şey farkettim, ayarlar bölümünde benim hedeflediğim ülkeyi seçebileceğim bir menü vardı, daha önce gördüğümü hatırlamıyordum.

Büyük olasılıkla yeni bir özelliktir diye düşündüm (Siz daha önceden görmüşseniz lütfen belirtiniz).

Google yerel pazarlardaki payını daha fazla artırmak ve daha kaliteli sonuçlar verebilmek için bu yöntemi kullanıyor olabilir. Siteler hedefledikleri ülkeleri seçerler ve Google da sıralama yaparken veya index’lerken o ülkeyi seçen kullanıcılara daha öncelik tanıyabilir. Tabiki herkesin google webmaster kullanmadığını varsayarsak belki de ileride bu özelliği başka türlü de site sahiplerine sunabilirler.

Bu özelliğin sunulması ve yerel sitelere, yerel aramalar içerisinde öncelik verilmesi kaliteli sonuçları daha da artırabilir. En iyisi bir süre beklemek sanırım,eğer böyle bir hedefleri varsa en kısa zamanda bu konuyla ilgili açıklama yaparlar diye düşünüyorum.

Reblog this post [with Zemanta]

LinkedIn- Reklam Alanlarını Verimli Kullanma Konusunda Çok Başarılı Bir Örnek

Çok uzun bir başlık oldu farkındayım ama bir türlü kısaltamadım:) Başlıktanda baya bir anlaşılacağı üzere bugünkü yazmak istediğim konu LinkedIn ve reklam alanları konusunda başarılı hamleleri.

En son internetten nasıl para kazanabilirsiniz isimli yazımda, başarılı bir site örneği vereceğimi söylemiştim. Vermek istediğim örnek LinkedIn. İnternet siteleri bir çok farklı şekilde para kazanmayı deneyebilir ki bunlara yazımda değindim. Bu sitelerden çok az bir kısmı başarılı olur büyük paralar kazanır diğer çoğunluk  kesim ise çok fazla gelir elde edemezler. Para kazanamamanın en büyük nedenlerinden bir tanesi de sitelerin kendi sitelerindeki reklam alanlarını iyi analiz edememeleri. Dünya’daki Pazarlama anlayışı nereye gidiyor, kullanıcılar nerelere daha çok dikkat ediyor, ne gibi reklam alanları, fırsatları yaratsam daha çekici olur gibi soruları kendilerine sormadıklarından başarılı olamıyorlar.

Tabiki bu sözlerim yüksek trafiğe sahip olan siteler için geçerli. Günümüzde yüksek trafikli pek çok siteyle karşılaşıyorsunuz, sizce hangileri reklam alanlarını verimli kullanabiliyor? Türkiye‘de hurriyet.com mu? milliyet.com mu? veya yurtdışından facebook.com mu? bence bir çok site bu konuda sınıfta kalıyor.

Bu kadar fazla site arasından sıyrılmanın en güzel yolu, reklamverenlerin hedef kitlelerine uygun reklam gösterebilme yeteneğine sahip olmaktır. Veritabanında bir sürü kullanıcı tutmak eğer gerekli bilgileri analiz etmeniz için yeterli zemini yoksa bazı zamanlar verimsiz bir veritabanı yığınından öteye gidemez.

Eğer şu soruların cevaplarını veremiyorsanız verimsiz bir veritabanınız var demektir? Continue reading