Geleneksel Reklamcılar Sizin de SEO'ya İhtiyacınız Var!

Çok mu iddialı bir başlık oldu:) Muhtemelen yazıya tıklayan kişiler devamını merak ediyorlardır. En azından nereden böyle bir bağlantıyı çıkardım merak ediliyordur:)

Arama motoru optimizasyonu bir sitenin arama motorlarında istenilen kelimelerde daha iyi sıralamalar elde etmesi en basit tabiriyle konusuyla ilgili bir şey arandığında bulunması için yapılan çalışmaların bütünüdür.

Ülkemizdeki markalar bu işi çok fazla önemsemiyor yani kendi sitesinin adını yazdığında bulunması bazı markalar için yeterli olabiliyor. Genelde de bu gibi çalışmalarla ya Pazarlama’dan, ya BT’den birileri ilgileniyor. Bu gibi çalışmalar için kendi içinde kaynak yaratamayan yerler ise SEO Danışmanlığı alıyor.

SEO denince hep akla ilk önce teknik detaylar, site üzerindeki basit çalışmalar, url yapısının arama motoru dostu yapılması vs. gibi şeyler geliyor.

Aslında SEO bunların hepsinden çok daha fazlasıdır, geniş düşünme gerektirir.

Geleneksel reklam mecralarını kullanan markalar ise site isimlerini yazsa bile sitelerini optimize etme gereği duymazlar. Genelde site yapıları flash’tır. Çok umursanmaz yani.

Bana kalırsa bu inanılmaz büyük bir hatadır, TV,Radyo,Gazete gibi mecraları kullanan bütün marka yöneticileri SEO’dan az da olsa anlamalı, hatta bu projeleri hayata geçirmeden SEO konusunda danışmanlık almadan sitelerini açmamalılardır.

Neden mi?

Bir bankada pazarlama departmanındasınız, yeni bir kredi çeşidi çıkartıyorsunuz. Adı da Çelik kredisi olsun (çok kötü salladım:)) Reklam çalışmalarına başlandı, TV için çekimler yapılıyor, dergi, gazete için hazırlıklar yapılıyor. Milyonlarca dolar daha reklam çıkmadan harcandı. Sonra TV,gazete,dergi derken her yerde reklamlarınız çıktı. Harcadığınız rakam toplamda 5 milyon dolar oldu diyelim.

Tüketiciye ulaştınız her şey harika, insanlar reklamı televizyonda akşam gördüler, prime time’da reklam çıktınız, en iyi gazetelerde reklam verdiniz. Tüketiciye ulaşma işlemi tamam. Herkes gördü, merak etti.

Eeee sonra?

Marka bilinirliği, kampanya bilinirliği tamam. Tüketici merak etti neymiş bu dedi. Malum reklamda her detay yok.

Hemen girdi internete, google.com.tr’ye, tüketici Çelik kredisi yazdı bilgi almak istiyor çünkü. Karşısına ne çıktı peki?

Hiç bir şey:) Evet kişi o krediyle ilgili netten bilgi almak istedi ama karşısına bankanın ürünüyle ilgili sitesi çıkması gerekirken o kredi çeşidiyle ilgili insanların tartıştığı bir forum çıktı. 2. sıraya bakıyoruz yine başka bir site.

Markanın sitesi kaçıncı sırada acaba, ilk sayfada 7. 8. falan.

Bilgi almak isteyen tüketici ilk 3 sıra ilgi çektiğinden forumlara girdi. Bir de ne görsün, herkes çelik kredisi hakkında konuşuyor. 2-3 kişide çok kötü konuşmuş. İşte TV,dergi,gazeteye yatırdığınız 5 milyon doların bittiği nokta.

Google Dünyasındayız artık, insanlar istedikleri bilgiye hemen ulaşmak istiyorlar, telefon etmek, bankaya gidip sıraya girerek bu bilgiyi almak zor iş. İnternet dibinde, hemen arama yap, öğren.

Kendi ürünüyle ilgili en iyi bilgiyi marka verebilir, başka sitelerde çok alakasız konuşmalarda olabilir, belkide tüketici hiç yoktan yere yanlış gördüğü 1-2 bilgiden dolayı kredi hakkında daha çok bilgi almaktan vazgeçti.

Peki şöyle olsa nolurdu?

Marka bu krediyi çıkarmadan, içerideki online pazarlama departmanını toplasa (varsa tabi), böyle bir kredi çıkartacağız, ürün sayfamızı hazırlayın, arama motoru dostu şekilde her şeyiyle yapılsın dese. Ürün çıkmadan sayfa hazır olsa ve reklam başladığında tüketicilerin bilgi için başvurduğu ilk sonuç markanınki olsa kötü mü olur?

Bence gidilmesi gereken nokta bu, SEO önemlidir, arama motoru reklamcılığı önemlidir.

SEO’dan ürünü desteklediğiniz kadar, AdWords kampanyaları ile de doğru noktada olmalısınız.

360 derece Pazarlama dediğimiz olgunun böyle yapılması gerekiyor bence.

not:uzun zamandır yazamadım, çok üzülüyordum. Şimdi rahatladım:)

İletişim Kanallarını Açık Tutmak

Markalar ve İletişim Kanalları

İnternetin markalara en büyük katkılarından bir tanesi tüketici-marka ilişkisini kolaylaştırması. Yani eskiden sadece raflarda, Tv reklamlarında gördükleri, kolayca ulaşamadıkları markalara artık tüketiciler kolayca ulaşabilmektedirler.

Telefon numaraları,e-posta adresleri gibi ulaşım yöntemleri ile basitçe markaya şikayetinizi, övgülerinizi iletebiliyorsunuz. Fakat bir çok marka bununla da yetinmiyor, twitter, micro site açmak gibi yöntemlerle müşterileriyle daha da yakınlaşıyor, onlardan fikir alıyor, şikayetlerini cevaplıyor. Twitter’ı Comcast gibi bazı firmalar müşteri şikayetlerini, isteklerini karşılayarak kullanıyorlar starbucks gibi bazı markalar ise mystarbucksidea.com gibi sitelerde müşteri önerileri alıyorlar. Ülkemizdeki müşteri-tüketici yakınlaşmasına en güzel örneklerden bir tanesi ise www.ideshot.com, ideshot aracılığıyla da bir çok marka ürününü kullanan kişilerden öneriler alıyor, beğenirse hayata geçiriyor. Beğendikleri önerilere verdikleri hediyeler ile de kazan-kazan prensibini çok güzel uyguluyorlar.

Markalar, internet üzerinde müşterilerinin kendilerine ulaşması adına her türlü iletişim kanalını açık tutmalılar. Eğer web sitenize giren kullanıcı size ulaşmak için eziyet çekiyorsa baştan 1-0 yenik başlarsınız. Ana sayfanıza gelen kişilerin görmeleri gereken en önemli şeyler; telefon numaranız, iletişim linkiniz, farklı istekler için farklı e-mail adresleri, sizi arayalım kurguları, gibi özellikler olmalıdır. Kolayca ulaşılabilir olmanız en önemli artınızdır. Ayrıca twitter,friendfeed gibi siteleri GERÇEKTEN kullanmak, blog açmak markaların tüketiciyle yakınlaşmalarına olanak sağlar.

Markanızla az önce çok kötü deneyim yaşamış biri, internet üzerinde harıl harıl bu firmaya nasıl ulaşırım diye sizi arıyor olabilir. Ararken de nerede bu lanet olası telefonları, e-posta adresleri diyor da olabilir ve muhtemelen 2-3 dakika arayıp sizi bulamadıktan sonra hemen bir şikayet sitesine girip bütün deneyimini yazabilir.

Bu durumda sinirli komşudan kaçan, duvarın arkasına gizlenen ve annesine şikayet edilen çocuk mu olmak istersiniz, yoksa bütün iletişim kanallarınızı açık tutarak müşterilerizin size kolayca ulaşmasını sağlayarak şikayetçi teyzenin karşısına çıkan, özür dileyen, kendini affettiren, konu annesine gitmeden kendi çözen çocuk mu olmak istersiniz?

Tercih sizin, kolayca ulaşılabilir olun, internet dünyasında hiç bir yere kaçılamayacağını unutmayın.

Twitter ve Pazarlama

Obama’nın seçimlerdeki pazarlama kampanyasıyla daha fazla ilgi gösterilmeye başlanan twitter, ülkemizde de gazete dergi gibi mecralarda da çokca yer almaya başladı. Tabi bunun neticesinde markalarda biz nasıl kullansakta burada varolsak diyerek twitter üzerinden çalışmalar yapmaya başladılar. Markaların twitter‘ı ülkemizde nasıl kullanmaya çalıştığı ve nasıl kullanması gerektiği konusunda yurtdışındanda örnekler vererek  biraz bahsetmiştim. Bu yazımda ise biraz daha ileri giderek nasıl kullanlırsa daha faydalı olabilir buna değineceğim.

Konuya girmeden önce sanatçılarında twitter ve friendfeed keşiflerinin başladığını görüyorum ve nasıl kullanalım sorularını da ilgiyle takip ediyorum:) Kısaca buna cevap verip daha sonra esas konumuza geçelim; Continue reading

KA-DER Reklam Kampanyası- Yılın Virali

KA-DER yani Kadın Adayları Destekleme Derneğinin son zamanlarda yaptığı reklam kampanyasını görmeyeniniz kalmamıştır heralde, çoğunlukla billboard’larda, az biraz da Tv’de gördük. Yerel yönetimlerde Kadın Aday azlığına dikkat çekmek isteyen KA-DER üç lideri bir araya getirmiş gibi yaparak, yerel seçimlerde %50 kadın aday olmasını destekliyoruz mesajını verdiklerini varsayarak bir çalışma yapmış. Ve bunu da billboard ve tv reklamı ile duyurmaya çalışmış.

Yazının başlığında yılın virali dedim, çünkü yayınladıkları reklamın çok daha fazlasını WOM ile kazandılar .  İnsanlar birbirlerine bahsetti, yolda görenler şaşırdı bu ne dedi, bu şekilde bir virüs gibi yayıldı. Ve bana göre yılın en iyi viral çalışmalarından biri olmayı hakettiler.

Bir viral de olması gerekenler çoğu vardı, mesela;

-Şaşırtıcı, aynı ortamda üç lideri kol kola görmek neredeyse imkansız.

-Etkileyici, mesaj normalde verilen mesajlardan çok daha farklı, merak ettirici.

-İlgi çekici, bütün bir reklamı gören insanlar bu ne diye şaşırdılar, uyarıyı okuyamanlar oldu, herkes birbirine sordu, internette araştırıldı.

google arama hacmi: Kasım ayı 33.100 diğer aylarda ort. 8.100

-Esas marka yani Kader geri planda kaldı, mesaj öne çıkarıldı, şaşırtma yöntemiyle ilgi çekildi.

Yani bir viral kampanyada olması gereken her şey vardı, bir virüs gibi yayıldı.

İşte meşhur billboardlar;

KA-DER Reklam Kampanyası

http://www.ka-der.org.tr/

Pazarlama Zirvesine Dair Notlarım-2. Gün


Şimdi ikinci güne geçelim;

 


İlk konuşmacı Donald Sull idi.

 

Kendisi oldukça kariyerli ve genç bir profesör. Ekonomi konusunda gerçekten bir uzman diyebilirim. İyi bir konuşmacı ve sunumcu. Ekonomik kriz ile ilgili değişik benzetmeleri ve yorumları vardı.

 

Genel olarak ekonomik kriz ile benzetmelerini boks üzerinden yaptı. Boks yaparken öncelikle sağlam durulması gerektiğini, daha sonra güçlü ve hızlı yumruklar ile rakibinizi alt edebileceğinizi söyledi. Şirketlerin de krizlere karşı her zaman güçlü olmaları gerektiğini, kriz gelmeden kriz varmış gibi hazırlıklı olmalarını, kriz geldiğinde ise yaptıkları hazırlıklar sayesinde daha esnek bir yapıya daha çabuk hareket edebilen bir yapıya kavuşabileceklerini belirtti. Şimdiye kadar ayakta kalan ve batan firmaları ele aldı. Batan firmaların esneklik ve hız’dan dolayı kaybettiklerini söyledi.

Çabuk hareket edebilme yeteneği ne değildir sorusuna şu yanıtları verdi;

Sadece bir şey değildir 3 şeydi dedi.

Operasyonel olarak hızlı hareket edebilme: Odaklanılmış bir iş modeli çerçevesinde mevcut olanakları rakiplerden daha hızlı hareket ederek seçenekleri genişletmek.

Portföy konusunda hızlı davranabilme: Verimsiz iş kanallarından verimli iş kanallarına kaynakları hızlı bir şekilde aktarabilme.

Stratejik olarak hızlı hareket edebilme: Yeni alanlar ortaya çıktığında oyunun kurallarına kolayca adapte olabilme.

 

Önemli olan çabuk hareket edebilme Continue reading

9. Pazarlama Zirvesine Dair Notlarım-1. Gün



Pazarlama Zirvesine Dair Bende Kalanlar

 

Geçtiğimiz hafta 2 gün boyunca Pazarlama Zirvesindeydim. Bu seneki Pazarlama Zirvesi benim aklımda güzel bir atmosfer, iyi konuşmacılar, yeni kişilerle tanışma, eskilerle sohbet etme, kimi sunumlarda eğlenmek gibi anılar ile yer etti.

 

Lafı fazla uzatmadan bu yazının esas amacına geçeceğim. Belki fark edenleriniz olmuştur, 2 gün boyunca twitter aracılığıyla konuşmalardaki bazı sözleri, genel olarak nelerden bahsedildiğini mümkün olduğunca paylaşmaya çalıştım. Şimdi ise girdiğim sunumlardan aklımda yer edenleri kendi yorumlarımla kısaca özetleyeceğim. Umarım sizler için okurken zevk aldığınız bir özet yazı olur.

 



Pazarlama zirvesinde Salı günü ilk konuk Chan Kim idi.



Chan Kim “Blue Ocean Strategy” yani mavi okyanus stratejisi ile bir çok ödül kazanmış bir bilim adamı. Harvard Business da yayınlanan bu makalesini ben yaklaşık 2.5 sene önce okumuş ve bir çok arkadaşımla tartışmıştım. Gerçekten güzel örneklerle süslenmiş kaliteli bir makale idi.

 

Konuşmasının ana konusu mavi okyanus stratejisi idi, mavi okyanus diye bahsettiği kavram Continue reading

Google Analytics ile Neler Yapabilirsiniz?

Bana göre internet reklamcılığında ki en büyük sorun, firmaların internet reklamlarının etkinliğini nasıl ölçebileceklerini bilmemeleri veya ölçmemeleri. Ölçmekten kastım sadece sitemizi ziyaret eden kişi sayısı değil her yönüyle bütün detaylarıyla ölçümlemekten bahsediyorum.

Elimizde televizyon, radyo ve gazeteye göre çok daha ölçülebilen bir mecra varken neden ölçümleyemeyiz ki?

Şimdi sizlerle ölçümleme olayında harikalar yaratan ve ücretsiz muhteşem bir araç olan “Google Analytics ile neler yapabiliriz?” ile ilgili hazırladığım sunumumu paylaşmak istiyorum. Burada elimden geldiğince neler yapabilirsiniz Google Analytics ile onlara değinmeye çalıştım.  Google Analytics’in daha değinemediğim birçok özelliği olduğuna emin olabilirsiniz.

Not:Bu arada daha detaylı bilgi isteyenler olursa seve seve yardımcı olabilirim.

Umarım bu döküman faydalı olur, hem İngilizce hem Türkçesini koyuyorum buraya bilginize.

Bir pazarlama gurusunun derslerle dolu blogu

İnternet sitelerini tanıtırken bu siteye değinmeden geçemeyeceğim, sevgili Ahmet hocam benim Galatasaray Üniv.de ki pazarlama iletişimi yönetimi masterını yaptığım sırada hocalığımı yapmış tadına doyum olmaz dersler veren, daha doğrusu ders demeyelim seminer konuşma diyelim, büyük bir pazarlama gurusudur.

Kısaca bahsetmek gerekirse Türkiye de reklam ajansı kavramını getiren ilk isimlerden biridir, Pars Mc Cann Erics. reklam ajansının kurucusu ve yaklaşık 20 sene orada büyük yabancı şirketlere reklamlar kampanyalar hazırlamış daha sonra da Evyap da pazarlama bölümünün başına geçmiş, ve orada da büyük işler başarmış birisidir. Son 10 senedir de seminerler vererek bildiklerini herkese anlatma peşindedir, ayrıca Galatasaray Yeditepe gibi üniversitelerde master sınıflarına dersler vermekte öğrenciler Ahmet hocanın dersinin hiç bitmesini istememektedirler.

Çok fazla yurtdışı deneyimi vardır, kendisi aynı zamanda IAA üyesidir de,  yeni fikirlere çok açıktır, blog da bunu kanıtlar zaten. Ben ısrarla hocam size blog yapalım dediğimde hemen ok’ledi hatta çok heyecanlandı ve görüyorsunuz bir anda devasa yazılarla dolu bir blog açtı, hala da yazmaya devam ediyor. Daha güzeli de yok sanırım.

Blogunda kolay kolay bulamayacağınız farklı düşünce tarzları var, klasik bir blog değil, herkesin kesinlikle girmesi gereken bir blog.

İşte adresi; www.ahmetdurul.com 

Database marketing-Veritabanı pazarlaması

VERİTABANI PAZARLAMASI(DATABASE MARKETİNG)


Veri tabani Amerikan Tarih sözlüğüne göre; verilerin bilgisayarda tekrar geri
almak üzere toplanmasıdır. Pazarlama veri tabanı ise; şirketin amaçlarını başarabilmesi ve bu amaçları doğrultusunda daha iyi karar vermek için tüketicilerin isimleri, adresleri ve satın alma alışkanlıkları gibi pazarlarla ilgili bilgilerin elde edilmesi ve verilerin toplanması olarak tanımlanmaktadır (Marangoz, 2001: 40). Veritabanı pazarlaması;müşterileriniz hakkında veritabanınıza bilgilerini kaydetmenizdir. Daha sonra bu bilgileri kullanar müşterilerinize daha etkili bir şekilde pazarlama yapabilirsiniz. Veritabanı pazarlaması ile hedef kitlenize yönelik promosyonel faaliyetlerinizi en doğru şekilde ulaştırarak iyi bir verim elde edersiniz.

Pazarlama iletişiminde çok önemli bir yeri olan müşteri ilişkileri yönetiminin temel
noktası, veri tabanı pazarlamasının gelişimidir. Veri tabanı pazarlama sistemi bir çok açıdan bütünleşik pazarlama iletişimi yaklaşımının da arkasındaki itici güç
konumundadır. 1990’lı yıllarda veri tabanı yönetimindeki hızlı gelişme şirketlerin
binlerce müşteriyle coğrafi sınırlar olmadan iki yönlü bir iletişim kurmasını sağlayan yeni ufuklar açmıştır. Veri tabanı pazarlaması şu şekilde tanımlanmaktadır (Pickton,Broderick, 2001, s.50); mevcut ve muhtemel müşteri bilgisi, rakip işletmelerin bilgisi ve firma içi bilgiye dayanan müşteri ilişkileri yönetimine interaktif bir yaklaşımdır.
Kotler ve Armstrong’a göre müşteri veri tabanlari; bireysel müşteriler yada
olasılıklarla alakalı olan, organize edilmiş, kapsamlı, içinde coğrafik, demografik,
psikolojik ve davranışsal bilgilerin bulunduğu verilerdir. Veri tabanlı pazarlama ise,müşteri veri tabanlarının yada diğer veri tabanlarının kullanılmasına dayanan pazarlama anlayışıdır .
Veritabanları ne için kullanılabilir?

Eldeki bilgileri kaydederek ilişkisel veritabanlarından faydalanmak.
Müşterilerle ilgili bilgi depolamak için kullanılabilir.
Promosyonel kampanyalar için kullanılabilir.

Veritabanları kullanarak hangi bilgileri elde edebiliriz?

Veritabanını kullanarak müşterilerinizin en çok neyle ilgilendiklerini bulabilirsiniz
Veritabanını kullanarak müşterilerinizin satın alma alışkanlıklarını bulabilirsiniz
Veritabanını kullanarak müşterilerinizin ne kadar para harcadıklarını bulabilirsiniz
Veritabanını kullanarak müşterilerinizin neye ihtiyaçları olduklarını ve ne istediklerini bulabilirsiniz
Veritabanını kullanarak satış materyallerinizi daha efektif kullanabilirsiniz.
Veritabanını kullanarak en iyi tahminlerinizi yaparsınız

Veritabanı pazarlamasını en efektif şekilde kullanmak için;

Amaçları iyi tanımlamak,
Satış yapabilmek için müşterileriniz hakkında öğrenebileceğiniz herşeyi öğrenmek,
Müşteri servisini iyileştirmek,
Satış kampanyası başlatmadan önce müşterilerin düşüncelerini test etmek,
Müşteri bağlılığı yaratmak,
Müşterilere kendinizi anımsatıcı şeyler göndermek,
Tatiller de doğumgünlerinde onları hatırlaıdğınızı belirten kartlar göndermek,
Anketler ,formlar göndermek
Yaptığınız özel organizasyonlara davet etmek,
Şirketle ilgili değişimleri haber vermek veritabanını en etkili şekilde kullanmanın başlıca yollarındandır.

Gün geçtikçe pazarlama kişiselleşmeye başlıyor ,günümüzde de tüketici ihtiyaçlarını ,daha doğrusu müşterilerinin,hedef kitlesinin ve tabiki potansiyel müşterilerinin ihtiyaçlarını iyi tahmin eden ve bu doğrultuda pazarlama iletişimini kullanan markalar kazanıyor. İlişkisel pazarlamanın bu kadar önemli olduğu durumlarda veritabanı pazarlaması da gitgide önem kazanıyor. Önem kazanmasının başlıca nedenlerinden biri de elinizde bulunan müşteri veritabanını iyi analiz edebildiğiniz sürece çok başarılı sonuçlar alabilmeniz çok mümkün.

Aslında her işletmenin bir veritabanı mevcuttur.Büyük olabilir küçük olabilir ama en kötü şartlarda müşterilerinin isimlerinin ,adreslerinin yazılı olduğu bir veri tabanları vardır. Fakat günümüzde bu tablolar detaylı olmadığı sürece çok da fazla bir anlam ifade etmemektedirler. Artık veri tabanları tüketicinin satın alma davranışlarından,nerede yaşadığına,nerelere seyahat ettiğine,ne yiyip ne içtiğine kadar geniş bilgileri bulunan bilgi kaynakları haline gelmiştir.

Genelden başlayacak olursak;çok basit bir toplu e-mail listesi de tüketicilere ulaşmak için kullanılan bir yöntemdir. Tabiki çok genel,ayrıntısı bulunmayan bu listelerle ne hedef kitleye doğru ulaşmak mümkündür ne de satış yaptırmak. Bir başka veritabanına sahip olma yöntemi ise daha çok marketlerde kullanılan kişiye özel kartlardır. Bu kartlarla da supermarketler müşterisinin ne kadar harcama yaptığından ,ne tür ürünler tükketiğine kadar geniş ayrıntı bulabilmekte ayrıca onlara özel avantajlar sağlayarak müşteri memnuniyetini arttırmaya çalışmaktadırlar. Geniş bir veritabanına sahip olan supermarketler müşterilerinin ihtiyaçlarını daha kolay belirleyerek satış hedeflerini ona göre yapmaktadırlar. Bu sayede yanlış tahminler yapıp gereksiz maliyetlere katlanmaktan kurtulmaktadırlar.

Teknolojinin gelişmesiyle de işletmelerin işleri kolaylaşmış ,büyük işletmeler bu veritabanları çok daha verimli şekilde kullanmaya başlamışlardır. Günümüzde ise sadece veri tabanı pazarlamasına yönelen şirketler çoğalmaktadır. Veri tabanı pazarlaması yapan şirketler çok farklı kaynaklardan bilgiler elde etmekte,bunları birleştirerek ve analiz ederek müşterilerine sunmaktadırlar. Bir lastik firmasının müşterisinin lastiğini ne kadarda değiştirdiğini, havayolu şirketinin müşterisinin nerelere seyahat ettiğini,kredi kartı firmasının müşterilerinin nerelere harcama yaptığını,nerelere tatile gittiğini veritabanlarına kayıt etmeleriyle ve bu bilgilerin toplanmasıyla elde edilen bilgilerin ne kadar değerli oldukları tartışılmaz. Veri tabanı pazarlama şirketleri ise bütün bu bilgileri tek bir yerde toplayıp iyi bir şekilde analiz ederek bir kişinin bütün satın alma aktivitelerini nasıl yaptığı konusunda detaylı bir bilgiye sahip oluyorlar.

Bütün bu bilgiler ışığında herhangi bir dalda iş yapan bir işletme doğru şekilde analiz edilmiş bir veritabanı aracılığıyla hedef kitlesine ulaşmak için çok büyük efor sarfetmeden direkt ulaşabilmekte,yanlış tahminlerden doğabilecek maliyet kayıplarına da katlanmamaktadırlar. Hali hazırda o işletmenin müşterisi olan kişilere de daha efektif bir şekilde ulaşılarak ayrıcalık sağlanabilir. Burda önemli olan kısa süreli bir bağ değil,uzun süreli bir bağ yaratmak açıkcası tüketicilerden kendimize müşteriler yaratmaktır. Doğum günlerinde kart yollamak,evlilik yıldönümlerini hatırlamak,çocuklarının yeni yaşını kutlamak gibi özel anlarda müşterinin yanında bulunmak markaya olan bağlılığı güçlendirecektir. Eğer ki marka uzun vadeli olmak istiyorsa , bu faaliyetler uzun vadede markaya olan bağlılığı sadakati arttırmakla birlikte potansiyel müşterileri de etkileyerek onları gerçek müşteri yapma yolunda atılmış önemli adımlar olacaktır.

Genelde şirketler açısından baktık,tüketici tarafına dönücek olursak ise,hergün binlerce mesajla karşılaşan tüketici bu mesajların arasından istediklerini almakta zorlanacak, bununla birlikte sizde eğer o mesajların içindeyseniz kaybolup gideceksinizdir. Tüketici açısından ayrıcalıklı olmak ise ancak sizi diğerlerinden farklılaştırabilir. Doğru mesajla doğru şekilde kendisine ulaşılan tüketici kendisinin özel olduğunu düşünerek satınalma eylemini ona göre gerçekleştirecektir. İstediklerini kendisiyle bire bir iletişime geçerek anlatan işletmeye karşı bakış açısıda farklı olacaktır. Hali hazırda o kurumun müşterisi olan kişiler ise,kendilerine gelen özel hediyeler,özel günlerinin kutlanması ile markayla kendileri arasında uzun süreli bir bağ kuracaklardır.

Veritabanı pazarlaması yapan şirketlerden veritabanı elde etmek dışında kendi veri tabanımızı oluşturmak içinde farklı yöntemler mevcuttur. Örneğin;

-İnternet sitelerinden kişisel bilgiler girilerek kayıt olunmasıyla
-İlişkili internet siteleri aracılığıyla
kullanıcılar hakkında detaylı bilgilere sahip olabilir,internet üzerinden e-bülten aracılığıyla indirimleri,kurum ile ilgili haberleri ,organizasyonlar bildirilebilir. İnternet siteleri aracılığıyla da tüketicilerle birebir iletişime geçilebilir,kurumla ilgili sorun ve şikayetleri hakkında bilgi sahibi olunabilir.

VERİTABANI PAZARLAMASININ FAYDALARI
Müşterileri ve beklentilerini anlamak
Müşteri ilişikilerini daha iyi yönetebilmek
Satış operasyonlarını daha verimli yönetmek
Pazarlama iletişimi kampanyalarını daha iyi yönlendirmek
Müşterilerle devamlı ilişki halinde bulunmak
Kaynaklardan müşterilere bilgi akışını sağlamak

VERİTABANI PAZARLAMASIYLA İLGİLİ ÖRNEKLER

ÖRNEK OLAY-1
Veri ambarlarının sağlık sektöründeki kullanımına gen bankası ve North American Association of Central Cancer Registration (NAACCR) örnek olarak verebiliriz. Genetik alanında meydana gelen gelişmeler ışığında bilim adamları artık genleri kullanarak özellikle suç işleyenlere yönelik bir veri ambarı oluşturmaya başlamışlardır. Halen, birçok suçta suçun işlendiği suç mahalinden elde edilen ve suçluya ait olduğu düşünülen saç, tırnak, kan gibi dokulardan yapılan DNA incelemesi ile suçlu kesin ve kolay olarak tespit edilebilinmektedir. Her insanın kendisine ait bir parmak izi olduğu gibi kendisine ait bir DNA yapısıda bulunmaktadır.

Aralık 1997‘den itibaren 8 eyalette FBI’ın hazırlamış olduğu software kullanılarak daha önce suç işlemiş ve tekrar suç işleme potansiyeline sahip kişilerin DNA örnekleri girilmeye başlanmıştır. Bu sayede ilk kez Wiskonsin’de cinayete teşebüs eden ve 1989‘da seks suçu işlemiş bir kişi yakalanmıştır. Ekim 1998‘de 50 eyaletin database’i aktif hale gelmiştir. Bunun sadece suçlulardan alınan DNA örneklerinden oluşması eleştiri konusu olmuştur. Ancak, tüm popülasyonu kapsayan böyle bir girişim çok pahalıya mal olacağı bir gerçektir. Zamanla genetik alanındaki tekniklerin maliyetleri azaldıkça bu da yaygınlık kazanacağı kesindir. (Laudon,248)

Sağlık alanında veri ambarının kullanılmaya başlandığı diğer bir konu kanserdir. NAACCR’ın oluşturduğu ve ülke çapında birçok kanser merkezinin dahil olduğu kanserli hastalara ait birçok veri toplanmaktadır. Bunun için gerekli olan software, network ağı, görevlendirilen kişilerin eğitimi ile ilgili her türlü destek NAACCR tarafından sağlanmaktadır. Elde edilen verilerden kanserin etiyolojisi, tedavisi ve tedavi sonuçları hakkında geniş kapsamlı bilgiler elde edilmektedir.

ÖRNEK OLAY-2

Doğum yeri NewYork olan ancak dünyanın bir çok ülkesinde de varlığını gösteren içecek kategorisinde iddialı bir marka: Snapple.

Snapple, 2004 yılının başında lanse ettiği diet ürünü “Snapple-a-Day” için yaptığı internet kampanyasıyla etkileyici sonuçlar elde etti.

İnternette yapılan reklam kampanyasının hedef kitlesi sürekli kalori hesabı yapan dolayısıyla kilosuna/görüntüsüne önem veren kadınlar olduğu için kampanyanın gerçekleştiği site de bir kadın sitesi: ivillage.com.

Araştırma sonuçlarına göre; Snapple, 6 hafta süren reklam kampanyası sonucunda %76 oranında marka bilinirliği elde etti.

Bu kampanya için özel bir hedefleme tekniği kullanılmış – “Behavioral Targeting”: Bu bir çeşit veritabanı pazarlaması olarak adlandırılıyor yani siteye uğrayan ziyaretçilerin daha önceki ziyaret davranışlarından yola çıkarak özel kitleler oluşturuluyor ve markanın ihtiyacına göre reklam belirlenen hedef kitleye gösteriliyor.

Bu sistemin* en büyük faydası; marka, spesifik hedef kitle ile website dahilinde rahatça kesişebiliyor. Örneğin; Snapple, özellikle sağlık, spor ve diet bölümleri ile ilgilenen kadınları hedefliyordu.

Kampanya başlamadan 45 gün önce ivillage.com’da diet ve sağlık bölümlerini son bir ayda en az 3 kez ziyaret etmiş hedef kitle belirlendi ve sadece bu hedef kitleye yönelik reklam gösterimi gerçekleştirildi.

Tamamen hedef kitle-odaklı bir strateji izleyen “Snapple-a-Day”, reklamı sadece diet, sağlık bölümlerinde dolaşan kadınlara değil aynı zamanda bu bölümlerden diğer bölümlere geçiş yapan kadınlara da göstererek bir çok kişiyi yakaladı ve marka bilinirliğini %76 gibi çok ciddi bir orana ulaştırmayı başardı.
ÖRNEK OLAY-3

Amerika da Speedy Car Wash adında bir araba yıkama firmasının yaptığı bu kampanya da esas amaç insanları daha çok araba yıkatmaya getirtmek ve kendilerinin tercih edilmesini sağlamaktır. Araba yıkamaya gelen müşterilerin plaka numaraları ile isimlerini birlikte veritabanlarına kayıt edilmiş. Tekrar geldiklerinde çalışanların onlara ismen hitap etmesi sağlanmış ve bu veritabanı pazarlaması ile birlikte müşterilerin geliş sıklıklarında bariz bir artış gözlenmiştir.

GÜNÜMÜZDE PAZARLAMANIN GELİŞİMİ VE İLİŞKİSEL PAZARLAMA

Bilgi çağı, küreselleşmeyle birlikte rekabetin çok yoğun olduğu pazarları yaratmıştır. Müşteriler, rekabetçi sunumların daha fazla farkındadırlar, fiyata duyarlıdırlar ve geçmişe göre istekleri değişmiştir. Değişim ilişkisindeki güç, üretici ve perakendeci taraftan alıcı tarafına doğru yer değiştirmiştir.
Dijital ekonomi, işletmelerin odaklarını ve pazardaki konumlarını yeniden belirleme zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Dijital ekonomi koşulları altında çalışan işletmelerin yeni pazarlama kavramlarına, yaklaşımlarına ve pazarlamayı, pazarlama bölümünün dışına çıkarmaya gereksinimleri vardır. Özellikle yeni ekonomik koşullar altında pazarlamanın üstlendiği yeni sorumluluk alanlarını göz önüne aldığımızda; pazarlama kesinlikle tek bir işletme işlevinin görev alanı olarak ele alınmamalıdır. Bu anlamda, pazarlamayı işletmenin bütününe yayarak, işletme içinde uzun dönemli müşteri bağlılığı ve tatminini hedefleyen bir pazarlama kültürünün oluşturulması gerekir.
Pazarlama yalnızca bir bölümün değil, bu bölümle birlikte başka işletme bölümlerinin de sorumluluk alanına girmelidir. Ancak bu gerçekleştiğinde işletme, yeni rekabet koşulları altında daha akılcı çözümler geliştirerek hedeflerine ulaşabilir.
Kotler ve diğerlerine göre, yeni pazarlama paradigmasının aşamaları şunlardır;

Stratejik Pazarlamada Geleneksel Yaklaşım-Stratejik pazarlamada Yeni Yaklaşım
Pazarlama işlevlerini pazarlama bölümü yapar.
Pazarlamayla uğraşanlar, “kesme-müdahale etme (interruption) yoluyla müşterinin ilgisini çekmeye çalışır.
Pazarlama, yeni müşterileri kazanmayı hedefler.
Pazarlama günlük işlemlere ve satışa odaklanır.
Pazarlama giderleri “harcama” olarak görülür. Pazarlama, bölümler arasında müşteri değerini araştırma, yaratma ve sunma faaliyetlerini örgütler.
Pazarlamayla uğraşanlar, reklamlarını ve mesajlarını izin alarak (permission marketing) müşteriye ulaştırırlar.
Pazarlama müşteriyi elde tutma ve müşteri bağlılığı oluşturmayı hedefler.
Pazarlama yaşam boyu müşteri değerine ulaşmakla ilgilenir.
Pazarlama harcamaları “yatırım” olarak algılanır.

Kaynak: Philip KOTLER, Dipak JAIN, Suvit MAESINCEE, Marketing Moves, HBR, 2002

Her ne kadar küreselleşmeyle birlikte artan müşterilerle birebir ilişkiler kurmak ilk bakışta olanaksız gibi görünse de, yeni bilgi erişim yöntemleri ve iletişim teknolojileri işletmelerin bu yeteneği kazanmasını sağlamaktadır. Özellikle ilişki yönlü pazarlama anlayışının da bu değişimlere paralel bir gelişim göstermesi, müşteriyle kurulan ilişkiyi ana eksen olarak gören yeni işletmecilik anlayışına doğru yönlendirmiştir. Böylelikle, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) ya da birebir pazarlama gittikçe artan ve daha saldırgan hale gelen rekabet ortamında işletmelerin müşterileri bulması, bu müşterilerin elinde tutması ve onları işletmeye bağlaması.
Grönross’a göre ilişkisel pazarlama, işletmenin amaçlarına ulaşmasını sağlamak için, müşteri ve başka iş ortaklarıyla ilişkinin kurulması, sürdürülmesi ve bu ilişkinin kapsamının zenginleştirilmesidir. · Müşterilerin satın alma davranışları, onların kalite ve tatmine ilişkin algılamalarına dayalıdır.
Cristopher ise , ilişkisel pazarlamanın işlevini, müşteriyi bulmak ve ele geçirmek olarak belirtmektedir. Cristopher, firmanın müşterileriyle uzun dönemli ilişkiler kurmak ve bunu sürdürmek istiyorsa müşteri hizmeti ve kalitesi üzerine yoğunlaşması gerektiğini belirtmektedir. Kandapully ve Duddy’e göre ilişkisel pazarlama, her bir tüketiciyle ilişki kurma, bu ilişkiyi tanımlama ve sürdürmeye yönelik işletme çabalarıdır. İlişkisel pazarlama en temel anlamda, yeni müşteriler bulmaktan çok varolan müşterileri elde tutma ve onlarla ilişkileri geliştirme üzerine yoğunlaşan bir eğilimdir. İlişkisel pazarlamayla ilgili yapılan diğer tanımlara da bakıldığında, kavramın ilk ortaya çıkışında ilişkisel pazarlamanın kapsamında yalnızca müşteriyle kurulan ilişkiler ele alındığı görülmektedir. Ancak işletmenin rekabet üstünlüğü kazanmasında yalnızca müşterilerle uzun dönemde kurulan karlı ilişkilerin değil, aynı zamanda işletmenin iş ilişkisi içinde bulunduğu tedarikçiler ve dağıtım kanalının başka üyeleriyle kurulan ilişkilerde çok önemlidir.
Cristopher, ilişkisel pazarlama yoluyla müşteri hizmeti, kalite ve pazarlamanın bütünleştiğini belirtmektedir. Ona göre ilişkisel pazarlama şu alanlarda kolaylık sağlar:
· Müşteriyi elde tutmaya odaklanma
· Daha üst düzeyde mal/hizmet yararları sunma
· Uzun dönemli vizyonu izleme
· Örnek olabilecek (exemplary) müşteri hizmetleri üzerinde durma
· Müşteri bağlantılarını öngörme
· Bütünüyle istenen kaliteye ulaşma

maliyet düzeyinde yeni ilişkilerin geliştirilmesi için çeşitli olanaklar sunar.
İlişki pazarlamasının günümüzde ki alt başlıklarına bakacak olursak karşımıza;Bire bir pazarlama,doğrudan pazarlama,olaya dayalı pazarlama ve veritabanı pazarlaması gibi kavramlar çıkmaktadır.Bu çalışmada veritabanı pazarlamasına değinilmiştir.

S.A.A.

ps:Master’ımı yaparken yaptığım bir ödev,ayrıca bu konuda çalışan çok profesyonel şirketler mevcut, size hem database kullanımı hem de kampanya yapısını kurgularken yardımcı oluyorlar.