Allen Iverson da Twitter.com’da!

 

 Bugün mashable.com sitesinde okuduğum haber bir süredir aklımda olan bir şeyi yazıya dökmemi sağladı.

Öncelikle haberi belirtelim, NBA’in yıldız ismi Allen Iverson Memphis ile anlaştığını samimi bir şekilde twitter’dan duyurdu. Sadece artık Memphis’teyim yazmadı, yeni koçuna, takım arkadaşı Chris Wallace’a güvenini de belirtti. Sıradan bir şekilde anlaştım değilde, daha samimi bir yazı ile duyurusunu yaptı. Continue reading

FriendFeed'i Facebook Satın Aldı!

Bu akşam friendfeed blogunda duyurdu, Facebook friendfeed’i satın aldı. 250 milyon kullanıcılı facebook, hızla büyümeye devam eden hatta aylar önce taklit ettiğini düşündüğümüz friendfeed’i bünyesine katarak, Dünya Sosyal Ağlardaki pazar payını artırmaya devam etti.

Friendfeed, özellikle ülkemizde çok hızlı benimsenerek, iyi bir büyüme ivmesi yakaladı. Twitter‘dan farklı olarak friendfeed internet dünyamızı bir araya toplamamıza yardımcı oldu, ayrıca kişiler arası iletişime fazlaca izin vererek tanıdığımız kişilerin internet dünyalarının paylaştıklarının, yazdıklarının içine iyice dahil olmamıza yol açtı. Bu özellikle bizim gibi internetin en başından beri forum yapısına alışkın olan kişiler için, kalitesiyle, sadece istediğin kişilerle muhatap olabilmenle, kendi mesleğine, düşüncene yakın kişileri tanıyarak iletişim kurabilmene olanak sağlayarak iyi bir platform oldu friendfeed.

Facebook ise malum sosyal ağların en büyüğü, çok kalabalık, gittikçe büyüyor. Fakat bu kadar üyeyi bir türlü paraya dönüştüremeyen bir site. Denedikleri çoğu plan tutmadı, sadece büyüyorlar. Karsal anlamda büyümeselerde, kullanıcı açısından Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olabilecek kadar büyüdüler.

İnternet sitelerinin gelir modelleri çok konuşulan bir şey. Belki bir hevesle kurulan internet şirketleri işler büyüdükçe para kazanmak zorunda kalıyorlar, en baştan belli bir modelleri olmadığından dolayı ise sonradan zor durumda kalıyorlar. Peki reklam modeli olmayan bir facebook reklam modeli belli gibi olan ama daha fazla denenmemiş olan friendfeed’i alarak ne gibi bir kar elde edebilir.

Sevgili Dinçer’in yorumunda belirttiği gibi, muhtemelen bu satın alımda bunlar düşünülen şeylerdir fakat kendisi bu konuda başarılı olamayan facebook’un neler yapabileceğini de oldukça merak ediyorum.

2 Aşama çok önemli bence;

1-Doğru hedef kitleye doğru reklamı ulaştırırsan reklamın tıklanması artar,tıklanma hacmin artarsa reklamveren memnun olur.

2-Reklamveren tıklanmadan memnundur ama dönüşüm yoktur. İnternete güvenen yoğun kullanan satın alım yapabilecek kullanıcılarına ortamlarını bozmadan paylaşımlarını yapmalarına izin verirsen, ve doğru reklamla buluşturmaya çalışırsan sadece tıklanma değil dönüşümde artar. Reklamveren daha mutlu olur, reklama daha da para yatırabilir.

Google Rules:)

Umarım bu satın almadan iki tarafta karlı çıkar.

İnternette Kriz Yönetimi

İnternette Kriz Yönetimi

En son yazdığım “İletişim Kanallarını Açık Tutmak” isimli yazıma, sevgili Uğur Özmen’den çok güzel bir yorum geldi. Uğur abi son yıllarda çokca karşılaştığımız marka karalamalarına karşı internette nasıl tavır alınmalı, onun hakkında yazar mısın diye rica etmiş. Öncelikle çok güzel bir konuya değindiği için teşekkür ederek yazıma başıyorum.

LCW, Coca Cola, Danone ve daha bir çok büyük marka hakkında son yıllarda internet üzerinden karalama kampanyaları yapıldı, milyonlarca kişiye e-postalar gönderildi ve bütün bunların sonucunda belki kısa dönemli de olsa markalar zarar gördü. İnternette özellikle dedikodu mahiyetinde haberlerin, büyük markalar hakkında çıkan şehir efsanelerinin yayılma hızları inanılmaz.

Peki bu yayılma süreci nasıl işliyor ve bu süreçlere nasıl müdahele etmeli neler yapmalı?

Bu sürecin başlangıcında muhtelemen birisi bilgisayarının başında sıkılır, veya her hangi bir markadan dolayı canı yanmıştır kendine öylesine bir isim bulur, bir marka hakkında bir efsane uydurur, sonrasında internette gönderdiği kişiler zaten bunu e-posta listelerindeki insanlarla paylaşarak işi iyice büyütür.  Muhtelemen 2-5 gün içerisinde e-posta ilk gönderen kişiye geri döner, o kişi de keyifli keyifli güler:) (Bu senaryo genelde markalar hakkında asılsız iddiaların çok olmasından dolayıdır, bu yüzden bu olumsuz durumu ele alıyorum, eğer bu e-postadaki iddia gerçekse ve kanıtlanabiliyorsa markanın kabul etmek ve pazar payı kaybını kabullenmek dışında yapacağı fazla bir şey yoktur)

Kendisine X markası hakkında e-posta gelen bir kişi son yıllarda bu tarz iddiaların çok olması sebebiyle muhtelemen hemen inanmayacaktır. Ve anında google.com’a girip marka adı+sahtekarlık-böcek-şuna satıldı gibi aramalar ile bilgi edinmek isteyecektir. Yani internet kullanıcısı e-postayı aldığı anda veya haberi duyduğu anda hala yenik sayılmayız. Durum şimdilik eşit. Esas oyun aramadan sonra başlıyor. İşte bu andan sonra neler yapabiliriz hemen bakalım;

-E-posta binlerce kişiye ulaştıktan sonra illa ki birileri internet üzerinde bir foruma veya bloga iftira e-postasını yapıştırırlar. Bu demek oluyor ki, google aramasını yapan kullanıcılar hala iftira haber ile karşılaşıyorlar.

-Öncelikle google alert ile marka ismini, değişik kullanımları ile birlikte takip etmeye hemen başlamalısınız. Google alert’te takip ettiğiniz kelimeleri reader’ınıza da alabilir, takibinizi kolaylaştırabilirsiniz. Her gün mutlaka sizin hakkınızda çıkan haberlere göz atmalı, en ufak haberi gözden kaçırmamalısınız. Eğer bunu yapıyorsanız hakkınızda çıkan iftira haberi çıktığı anda yakalayabilirsiniz. Ve oyunda hala yenik sayılmazsınız.

Şimdi aksiyon zamanı;

-Hemen şirket içinde ilgili departmanları, varsa PR ajansınızı toplayarak hızlı çözüm önerilerini üretmelisiniz. Bu iftiraya karşı kanıtlı bir yanıt olabilir, genel müdürden bir açıklama olabilir. Ama önemli olan hızlı karar alınması.

-Basına gönderilecek yazı hazırlanırken, internette hemen kendi sitenizde bu konuyla ilgili açıklamanızın olduğu bir sayfa hazırlamalısınız. Ama bu sayfa basit olmamalı. Aksine size atılan iftirayı içeren, içinde kanıtlarınızın bulunduğu hatta klasik bir açıklama yazısı değil genel müdürünüz veya üst düzey yöneticilerinizin birinin elinden yazılmış bir yazının bulunduğu zengin içerikli bir sayfa olmalı. İnternette insanların karşılarında görmek istedikleri şey samimiyet öncelikle. Bu sayfa hazırlanırken mutlaka Arama Motoru dostu bir sayfa olmalıdır. Bu konuda bir uzmana danışmak ona göre sayfa hazırlamak en önemli hamlelerden birisidir.

-Sayfa hazırlanması ve yayına alınması çok hızlı bir şekilde yapılmalıdır, çünkü her ertelediğiniz dakika içerisinde google’da sizin hakkınızda binlerce arama yapılıyor olabilir. İnsanlar bilgi almak istiyor, bir açıklama görmek, eğer o markanın müdavimi ise de içini rahatlatmak istiyor. Arama motoru dostu bir sayfa ile sizin hakkınızda yapılacak olası kelime aramalarında en üstte çıkmanız sizi bu oyunda öne geçirir.

-Ama daha da fazla bir şey yapmak lazım, insanlar aramaya devam ediyor, her kelime aramasında sayfamız en tepede olmayabilir. Hemen google adwords ile bir hesap açılmalı ve size atılan iftira hakkında bilgi almak isteyecek kişilerin karşısına içerisinde açıklama sayfanızın bulunduğu bir reklam kampanyası ile çıkılmalıdır.

Google reader ile haberi anında yakaladık, hemen oturup karar aldık, arama motoru dostu sağlam içerikli bir sayfa hazırlayıp yayına aldık, adwords ile de hakkımızda yapılan olası aramalardan kullanıcıları yakaladık. İşin büyük kısmı bitti.

Amacımız hemen aksiyon almak, bilgi almak isteyen insanlara doğru bilgiler sunmak, en tepede yer alarak bizden başka sayfalarda yanlış bilgi almalarını engellemektir.

Eğer bu olay tahminimizden fazla yayıldıysa, elimizde bulunan kullanıcı veritabanına e-posta da gönderebiliriz. Veya bu iş için farklı e-posta veritabanlarını kullanabiliriz (superteklif) . Burdaki önemli noktada e-posta gönderme işini ciddiye alarak profesyonel olarak büyük veritabanlarına e-posta gönderen firmaları tercih etmemizdir. Gönderdiğimiz e-postalar spam’e düşüyorsa göndermenin bir anlamı yoktur.

Açıklama için, eğer şirketimiz için bir blog tutuyorsak, bu alanı da kullanabiliriz. Bu tarz haberlerin yayılma hızı inanılmaz boyutlardadır. Çünkü işin içerisinde bir şehir efsanesi, insanların birbirlerine boşken bahsedebileceği bir olay vardır. Bir marka önlemini ne kadar geç alırsa zararı o kadar büyük olur.

Zaten söz konusu haber yalan ise, kanıtlarıyla yalanlamak, samimi, dürüst olmak hasarı en aza indirecektir. İnternette kullanıcılar ile markalar yakınlaştı dedik, artık kullanıcılar markalardan klasik açıklamalar değil samimiyet bekliyor. Bir de markalara internette bulunabildiğiniz kadar çok bulunun dedik, işte bu noktada daha bir anlamlandı sanki. Sizin hakkınızda haber almak isteyen kullanıcıların google ilk 10 arama sonucunda yanlış haberlerle karşılaşmalarını istemiyorsanız internette çok daha fazla yer edinin.

Bu konu ile ilgili LCW mağazası kendisine atılan iftiradan sonra google adwords reklamlarını kullanmıştı. İlk ağızdan müşterilerini bilgilendirerek işin büyümesini engellemişti. Siz doğru bilgiyi müşterilerinize hemen ulaştırıyorsanız, kişilerin söyleyebilecekleri ikinci bir şeyleri kalmaz. Ama hiç bir şey yapmazsanız sizin hakkınızdaki şehir efsanesi gerçek bir efsane halini alır.

İletişim Kanallarını Açık Tutmak

Markalar ve İletişim Kanalları

İnternetin markalara en büyük katkılarından bir tanesi tüketici-marka ilişkisini kolaylaştırması. Yani eskiden sadece raflarda, Tv reklamlarında gördükleri, kolayca ulaşamadıkları markalara artık tüketiciler kolayca ulaşabilmektedirler.

Telefon numaraları,e-posta adresleri gibi ulaşım yöntemleri ile basitçe markaya şikayetinizi, övgülerinizi iletebiliyorsunuz. Fakat bir çok marka bununla da yetinmiyor, twitter, micro site açmak gibi yöntemlerle müşterileriyle daha da yakınlaşıyor, onlardan fikir alıyor, şikayetlerini cevaplıyor. Twitter’ı Comcast gibi bazı firmalar müşteri şikayetlerini, isteklerini karşılayarak kullanıyorlar starbucks gibi bazı markalar ise mystarbucksidea.com gibi sitelerde müşteri önerileri alıyorlar. Ülkemizdeki müşteri-tüketici yakınlaşmasına en güzel örneklerden bir tanesi ise www.ideshot.com, ideshot aracılığıyla da bir çok marka ürününü kullanan kişilerden öneriler alıyor, beğenirse hayata geçiriyor. Beğendikleri önerilere verdikleri hediyeler ile de kazan-kazan prensibini çok güzel uyguluyorlar.

Markalar, internet üzerinde müşterilerinin kendilerine ulaşması adına her türlü iletişim kanalını açık tutmalılar. Eğer web sitenize giren kullanıcı size ulaşmak için eziyet çekiyorsa baştan 1-0 yenik başlarsınız. Ana sayfanıza gelen kişilerin görmeleri gereken en önemli şeyler; telefon numaranız, iletişim linkiniz, farklı istekler için farklı e-mail adresleri, sizi arayalım kurguları, gibi özellikler olmalıdır. Kolayca ulaşılabilir olmanız en önemli artınızdır. Ayrıca twitter,friendfeed gibi siteleri GERÇEKTEN kullanmak, blog açmak markaların tüketiciyle yakınlaşmalarına olanak sağlar.

Markanızla az önce çok kötü deneyim yaşamış biri, internet üzerinde harıl harıl bu firmaya nasıl ulaşırım diye sizi arıyor olabilir. Ararken de nerede bu lanet olası telefonları, e-posta adresleri diyor da olabilir ve muhtemelen 2-3 dakika arayıp sizi bulamadıktan sonra hemen bir şikayet sitesine girip bütün deneyimini yazabilir.

Bu durumda sinirli komşudan kaçan, duvarın arkasına gizlenen ve annesine şikayet edilen çocuk mu olmak istersiniz, yoksa bütün iletişim kanallarınızı açık tutarak müşterilerizin size kolayca ulaşmasını sağlayarak şikayetçi teyzenin karşısına çıkan, özür dileyen, kendini affettiren, konu annesine gitmeden kendi çözen çocuk mu olmak istersiniz?

Tercih sizin, kolayca ulaşılabilir olun, internet dünyasında hiç bir yere kaçılamayacağını unutmayın.

Twitter ve Pazarlama

Obama’nın seçimlerdeki pazarlama kampanyasıyla daha fazla ilgi gösterilmeye başlanan twitter, ülkemizde de gazete dergi gibi mecralarda da çokca yer almaya başladı. Tabi bunun neticesinde markalarda biz nasıl kullansakta burada varolsak diyerek twitter üzerinden çalışmalar yapmaya başladılar. Markaların twitter‘ı ülkemizde nasıl kullanmaya çalıştığı ve nasıl kullanması gerektiği konusunda yurtdışındanda örnekler vererek  biraz bahsetmiştim. Bu yazımda ise biraz daha ileri giderek nasıl kullanlırsa daha faydalı olabilir buna değineceğim.

Konuya girmeden önce sanatçılarında twitter ve friendfeed keşiflerinin başladığını görüyorum ve nasıl kullanalım sorularını da ilgiyle takip ediyorum:) Kısaca buna cevap verip daha sonra esas konumuza geçelim; Continue reading

Twitter Markalar Cenneti mi Oluyor?

Twitter’da artık her gün beni başka bir markanın takip ettiğini görüyorum, bir marka kampanyası için bir diğeri laf olsun diye, bir başkası markam twitter’da bulunsun diye kendilerine twitter dünyasından bir yer ediniyorlar.

Obama ile daha da ünlenen twitter ülkemizdeki markaların iyice dikkatini çekmiş olacakki amaçsız bir şekilde marka üyelikleri twitter’da artmaya başladı. Markamıza katkısı ne olur, bizden ne alır ne götürür, artıları nelerdir diye düşünmeden yapılan bilinçsiz eylemler silsilesi olarak görüyorum bu hareketi. Amaç sadece şunlar yapmış biz de yapalım, Obama çok başarılı oldu biz de belki oluruz gibi bir şeyse kesinlikle boşa vakit kaybı.

Twitter, markalar için çok işe yarar ama hangi markalar, hangi amaçlar için işe yarayacağını iyi tespit etmek gözlemlemek gerekir. Örneğin Dell bilgisayarları twitter’ı kullanarak milyonlarca dolarlık satışlar yaptılar. Evet twitter uygun fiyata satışlar yapan kaliteli bir kurumun işine yarayabilir, çünkü onu takip eden kişilere öncelik sağlıyor, uygun fiyata ürünler bitmeden almak gibi bir fayda sağlıyor. Cnn, Espn gibi markalara faydası mutlaka vardır, çünkü her an o siteleri gezemeyecek kişilere kısa haber başlıkları ve linkler şeklinde güncellemeler göndererek onu takip edenlerin gündemi anında görmesine olanak sağlayarak bir fayda oluşturuyor. Mesela daha farklı bir örnekte Zappos Ceo’su twitter’da bulunup markasını temsil ediyor ve gerçek bir kişi olarak insanlara cevap veriyorsa kullanıcıların markaya olan güveni çok daha fazla artacaktır. Onu takip edenler için ise sevdikleri markayı daha iyi benimsemelerine yol açarak kendilerini iyi hissetmelerini sağlıyor. Ve daha şimdi aklıma gelmeyen bir çok başarılı örnek.

Peki bizde önce siyasetin yapmacık olarak el attığı twitter şimdi de markalarından haber vermek isteyen veya kampanyalarını bildirmek isteyen firmalarla doldu. Yapabildikleri ise bir kez veya iki kez marka sloganını girip bırakmak. Bu mudur acaba sosyal medyayı etkin kullanmak? Bu sadece orada olmak için olmak.

Kim başarılıdır derseniz? Pegasus başarılıdır, çünkü twitter’ı ciddiye aldılar, garip mesajlarla insanları rahatsız etmediler, kendi sitelerinde ayrı bir yer açtılar, bir yarışma yaptılar, yarışmada doğru cevaplayan 1.,50.,100. kişiye uçak bileti hediye ettiler. Yani kendilerini takip eden 1111 kişiye bir fayda sağladılar. Bu işi ciddiye aldılar ve bence başardılar. 

Sevgili markalar artık sosyal medyayı kullanmış olmak için kullanmasak? Bir baksanız acaba bize ne faydası olur, bizi takip edenlere ne sunabiliriz diye bir sorsanız kendinize.

Ne dersiniz çok güzel olmaz mı?

2009 Kehanetlerim

Bu sene içerisinde blogumda reklam kampanyaları, bütünleşik pazarlama kampanyaları, internet pazarlaması vs. hakkında değerlendirmeler yapmaya çalıştım. Şimdi ise sizinle 2009 kehanetlerimi paylaşmak istiyorum, tutup tutmayacağına seneye kadar vereceğiz artık:)

-Bu seneki büyük kriz bütün Dünyada şirketleri daha tedbirli davranmaya itti, bu durum 2009’da şirketleri para harcarken daha dikkatli olmaya yönlendirecek. Artık büyük markalardan küçük şirketlere kadar herkes harcadığı bir kuruşun dahi hesabını yapacak. Eskiden, verdikleri reklamların  geri dönüşlerini ölçümlemeye bile tenezzül etmeyen markalar artık ölçüme önem verecek. Hatta ziyaretçilerin belirledikleri hedefe dönüşmesi için reklam verdikleri mecraları etkinliğine göre sıralayacaklar. İnternet, Tv, Gazete farketmeyecek, getirisi olduğunu düşünmedikleri yerleri plandan çıkaracaklar.

-Hedefli reklam verme eğilimi hızla artacak. Markalar daha hedefli reklam verebildiklerinden ve ölçümü daha kolay olduğundan internete yapacakları yatırım miktarı fazlasıyla artacak. Krizin etkilerinin yavaş yavaş geçmeye başlayacağı ilk çeyrekte markalar genel reklam harcamaları konusunda temkinli davranacaklarından bütçelerinde kısıntıya gidecekler.

-Ülkemizde internet reklamcılığına verilen önemin artmasıyla çok daha yaratıcı banner çalışmaları görmemiz mümkün olacak.

-Facebook,youtube gibi sitelerin başarısından dolayı açılan sitelerin sayısında artış devam edecek. Fakat çok site olduğundan aralarında ayakta kalan siteler iş planlarını iyi oturtmuş, belirli reklam modelleri olan ve kullanıcının gerçekten ihtiyacına yönelik veya ihtiyacı kendileri yaratan siteler olacak.

-Sadece belirli ihtiyaçlara odaklanan siteler daha başarılı olacak. twitter, friendfeed, flickr gibi Facebook’un sadece belirli özelliklerini  ayrı ayrı kullanıma açan siteler gittikçe artacak. (twitter’ın “şu an ne yapıyorum”,flickr “resim paylaşma” özelliğini aldığı gibi.)

-Video izleme trendi bitmeyecek fakat özelleşmiş sadece belli bir konudaki videoları gösteren siteler artacak. Uzmanlaşma bu konuda da önemli hale gelecek.

-Sitelere video’lu yorum gönderebilme özelliğinin önümüzdeki sene daha fazla kullanılacağını görebiliriz.

-Hedefli reklamcılığın önümüzdeki sene çok daha etkin olacağını düşünürsek, arama motoru reklamcılığı ve özellikle de google ön planda olacak. Önümüzdeki sene adwords kullanmayan şirket kalmayacak.

-KOBİ’ler özellikle Tv, gazete gibi yerlere reklam veremeyeceklerinden daha uygun ama geri dönüşü olan mecraları tercih edecekler. Broşür dağıtma gibi yöntemler yerini google adwords‘e bırakacak. KOBİ’ler adwords ile ilgili internetten daha çok araştırma yapacaklar. İnternette herkesin kullanabileceği araçların bulunması reklam vermekte yaşadıkları zorluğu yok edecek.

-Google ile birlikte internet daha da kolaylaşacak, herkesin kolayca kullanabileceği basit anlatımlı siteler iyice artacak. Her hangi bir aracı kullanmak için saatlerce araştırma yapmaya gerek kalmayacak.

-E-dergi kullanımının artacağını ve artık e-dergilerin de bir reklam mecrası olarak görülüp, bu dergiler için özel video reklamlar  hazırlatılacağını düşünüyorum. (Geçen sene bir kaç örneğini görmüştüm)

– Dikkatli para harcanması, reklamların geri dönüşünün daha çok ölçümlenmeye başlamasıyla markalar kendilerine maliyeti olmayan reklam modellerini daha çok araştıracaklar. WOM etkisinden faydalanmak için sosyal ağlardaki marka fan gruplarının önemi daha da artacak.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, aklıma geldikçe eklemeye devam edeceğim.

Reblog this post [with Zemanta]

LinkedIn- Reklam Alanlarını Verimli Kullanma Konusunda Çok Başarılı Bir Örnek

Çok uzun bir başlık oldu farkındayım ama bir türlü kısaltamadım:) Başlıktanda baya bir anlaşılacağı üzere bugünkü yazmak istediğim konu LinkedIn ve reklam alanları konusunda başarılı hamleleri.

En son internetten nasıl para kazanabilirsiniz isimli yazımda, başarılı bir site örneği vereceğimi söylemiştim. Vermek istediğim örnek LinkedIn. İnternet siteleri bir çok farklı şekilde para kazanmayı deneyebilir ki bunlara yazımda değindim. Bu sitelerden çok az bir kısmı başarılı olur büyük paralar kazanır diğer çoğunluk  kesim ise çok fazla gelir elde edemezler. Para kazanamamanın en büyük nedenlerinden bir tanesi de sitelerin kendi sitelerindeki reklam alanlarını iyi analiz edememeleri. Dünya’daki Pazarlama anlayışı nereye gidiyor, kullanıcılar nerelere daha çok dikkat ediyor, ne gibi reklam alanları, fırsatları yaratsam daha çekici olur gibi soruları kendilerine sormadıklarından başarılı olamıyorlar.

Tabiki bu sözlerim yüksek trafiğe sahip olan siteler için geçerli. Günümüzde yüksek trafikli pek çok siteyle karşılaşıyorsunuz, sizce hangileri reklam alanlarını verimli kullanabiliyor? Türkiye‘de hurriyet.com mu? milliyet.com mu? veya yurtdışından facebook.com mu? bence bir çok site bu konuda sınıfta kalıyor.

Bu kadar fazla site arasından sıyrılmanın en güzel yolu, reklamverenlerin hedef kitlelerine uygun reklam gösterebilme yeteneğine sahip olmaktır. Veritabanında bir sürü kullanıcı tutmak eğer gerekli bilgileri analiz etmeniz için yeterli zemini yoksa bazı zamanlar verimsiz bir veritabanı yığınından öteye gidemez.

Eğer şu soruların cevaplarını veremiyorsanız verimsiz bir veritabanınız var demektir? Continue reading